Peru’nun And Dağları’nda, deniz seviyesinden 5.100 metre yükseklikte yer alan La Rinconada, kalıcı insan yerleşimleri arasında dünyanın en yüksek noktası olarak kayıtlarda yer alıyor. Altın madenciliğine dayalı bir ekonomiye sahip olan şehirde, yaklaşık 30 ila 50 bin arasında insan, zorlu coğrafi şartlar ve altyapı yetersizlikleri altında yaşamını sürdürüyor.

OKSİJEN SEVİYESİ YÜZDE 50 DAHA AZ ÖLÇÜLÜYOR 

Şehre ulaşım, tamamen buz tutmuş, kayalık ve çamurlu patikalardan oluşan tek bir hat üzerinden sağlanıyor. Yıl boyunca dondurucu soğukların etkili olduğu bölgede, coğrafi yükseklik nedeniyle atmosferik basınç düşüyor ve oksijen seviyesi deniz seviyesine oranla yüzde 50 daha az ölçülüyor. Bölge sakinleri ve çalışanlar, her gün bu dik yollarda hem düşük sıcaklıkla hem de yüksek irtifanın neden olduğu nefes darlığı ve akut dağ hastalığı riskleriyle mücadele ediyor.

SAĞLIK AÇISINDAN KALICI RİSKLER OLUŞTURUYOR 

Hızlı ve plansız büyüme nedeniyle La Rinconada, modern şehir altyapısından yoksun bir yapı sergiliyor. Şehir genelinde düzenli bir kanalizasyon sistemi, atık yönetimi ve temiz içme suyu şebekesi bulunmuyor. Maden çıkarma süreçlerinde kullanılan kimyasallar ve katı atıklar, çevre ve halk sağlığı açısından kalıcı riskler oluşturmaya devam ediyor.

ALTIN MADENİNDE ÇALIŞIYORLAR 

Şehirdeki iş gücünün neredeyse tamamı altın madenlerinde istihdam ediliyor. Bölgede, modern bordrolu sistem yerine "Cachorreo" adı verilen geleneksel bir çalışma modeli uygulanıyor. Bu sisteme göre madenciler, ayın 30 günü boyunca herhangi bir sabit ücret almadan çalışıyor. Ayın son gününde ise işçilere, madenden kendi seçtikleri bir miktar kaya ve cevheri çıkarma izni veriliyor. İşçilerin aylık kazancı, evlerine götürdükleri bu kayaların içerisinden ayrıştırılacak altın miktarına göre değişkenlik gösteriyor.

Kaynak olarak ekle