Yunanistan'ın Selanik kentine 15 kilometre mesafede yer alan Koronia Gölü, Atina Ulusal Gözlemevi’nin analizine göre son on yıllarda su yüzeyinin %94'ünü kaybetti. Meteo Balkans verilerine göre, 1984 yılında 42,8 kilometre karelik bir alanı kaplayan gölün yüzölçümü günümüzde 2,7 kilometre kareye kadar geriledi.
UYDU VERİLERİ HIZLI ÇEKİLMEYİ DOĞRULUYOR
Uzmanlar; uzun süreli kuraklık, yüksek sıcaklıklar ve tarımsal sulama amacıyla yapılan aşırı yeraltı suyu çekimini düşüşün başlıca nedenleri olarak gösteriyor.
Su kaynakları uzmanı Dimitris Papademos, Koronia Gölü havzasında son beş yılda yıllık ortalama yağış miktarının 400 mm olarak kaydedildiğini ve bu değerin önceki on yıllara kıyasla yaklaşık 150 mm daha az olduğunu bildirdi. Aynı zamanda yükselen sıcaklıkların yıllık buharlaşmayı 100–150 mm artırdığı belirtildi.
Uydu görüntülerine göre gölün yüzölçümü;
2016: 34,4 kilometre kare
2024: 29,8 kilometre kare
2025: 17,9 kilometre kare
2026: 2,7 kilometre kare
seviyelerine geriledi. Göl yüzeyinde 2025 ile 2026 yılları arasındaki bir yıllık kayıp yaklaşık %85 olarak hesaplandı.
BÖLGEDE BİNLERCE SONDAJ KUYUSU BULUNUYOR
Yunanistan Çevre ve Su Genel Sekreteri Petros Varelidis, kamu yayıncısı ERT’ye yaptığı açıklamada, göl çevresinde sulama amacıyla kullanılan 1.000 ila 3.000 arasında kuyu bulunduğunun tahmin edildiğini kaydetti. Varelidis, çevresel etkinin net olarak saptanabilmesi için çekilen su miktarının ölçülmesi gerektiğini ifade etti.
KORUMA STATÜSÜNE RAĞMEN TAHRİBAT ÖNLENEMEDİ
Volvi Gölü ile birlikte Natura 2000 ağı ve Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altında bulunan Koronia Gölü'nde, Yunanistan Doğayı Koruma Ajansı (NECCA) verilerine göre su kalitesindeki bozulma nedeniyle balık ve kuş popülasyonlarında dönemsel kayıplar yaşanıyor.
Göl seviyesi 2014 yılında yağışlar ve altyapı çalışmalarıyla geçici olarak yükselmiş, ancak 2019 yılında tekrar kuruma noktasına gelerek toplu balık ölümlerine sahne olmuştu. Göle su taşıyan kanallarda 2025 yılında tamamlanan temizlik çalışmalarına rağmen yetkililer, sulama amaçlı su çekimlerinin sıkı denetim altına alınmaması halinde durumun geri dönülemez noktaya ulaşabileceğini belirtti.