Bilim insanlarının yaptığı hesaplamalara göre Dünya'nın çekirdeği, gezegen yüzeyini defalarca kaplamaya yetecek miktarda devasa bir altın rezervine ev sahipliği yapıyor ancak bu trilyon dolarlık servete ulaşmak bilimsel ve teknolojik nedenlerle imkânsız.

4,5 MİLYAR YILLIK GİZEM 

Fizikçi, kimyager, jeolog ve astronomların ortak araştırmaları, Dünya'nın oluşum dönemine ışık tutuyor. Yaklaşık 4,5 milyar yıl önce gezegenimiz şekillenirken, yer çekiminin etkisiyle en ağır metaller merkeze doğru çöktü.

Bilim insanlarının "gezegensel farklılaşma" olarak adlandırdığı bu süreçte altın, platin, iridyum ve osmiyum gibi ağır elementler dibe çökerken; daha hafif silikatlar manto ve yer kabuğunu oluşturdu.

İNSAN TARİHİ BOYUNCA ÇIKARILANDAN %95 TRİLYON DAHA FAZLA

Çekirdekteki kesin altın miktarını tam olarak ölçmek mevcut teknolojiyle mümkün olmasa da ortaya koyulan tahminler ağızları açık bırakıyor:

İnsanlığın çıkardığı toplam altın: 21. yüzyıla kadar yaklaşık 200–210 bin ton.

Çekirdekteki tahmini rezerv: Yaklaşık 1,6 katrilyon ton.

Bu rakam, insanlığın bugüne kadar çıkardığı toplam altın miktarından %95 trilyon daha fazla bir rezerve işaret ediyor. Hesaplamalara göre bu miktar, tüm Dünya yüzeyini kalın bir tabakayla defalarca kaplayabilir.

Kaynak olarak ekle

DEV HAZİNEYE NEDEN ULAŞILAMIYOR? 

Uzmanlar, çekirdekteki altının çıkarılmasının önünde üç aşılması imkansız engel bulunduğunu belirtti:

- Dünya'nın çekirdeği yüzeyden 2.900 kilometre derinde yer alıyor. İnsanlığın şimdiye kadar açabildiği en derin sondaj kuyusu ise yalnızca 12,3 kilometre. Ayrıca çekirdekteki 4.000–6.000 °C arasındaki devasa sıcaklığa dayanabilecek bir teknoloji henüz mevcut değil.

- Çekirdekteki altın hazine filmlerindeki gibi külçeler veya damarlar halinde bulunmuyor. Metal; demir ve nikel alaşımı içinde atomik düzeyde çözünmüş durumda. Bu da geleneksel madencilik yöntemleriyle ayrıştırılmasını imkânsız kılıyor.

- Çekirdek, gezegenimizi uzay radyasyonundan koruyan manyetik alanı üretiyor. Çekirdek yapısına yapılacak herhangi bir müdahalenin manyetosferi zayıflatarak Dünya üzerindeki yaşamı doğrudan tehlikeye atabileceği uyarısı yapılıyor.

Tüm bu faktörler göz önüne alındığında, Dünya'nın altındaki bu devasa altın rezervi insanoğlu için "sadece teoride kalan" bir hayal olmaya devam ediyor.