Birçok yatırımcı, portföyünün dengeli olduğunu düşünse de aslında 15 yıl öncesinden kalma planlarla ilerliyor. Onlarca yıldır güvenli liman kabul edilen klasik yüzde 60 hisse senedi ve yüzde 40 tahvil (60/40) dengesi, 2022 yılında her iki varlığın aynı anda değer kaybetmesiyle sınıfta kaldı.
BofA Stratejisti Michael Hartnett ise yatırımcıların "bebekler gibi uyumasını" sağlayacak, riski dört farklı varlığa dağıtan yeni bir formül öneriyor.
"BEBEKLER GİBİ UYU" STRATEJİSİ NEDİR?
Hartnett’in önerdiği bu model, sermayeyi dört eşit parçaya bölüyor:
Yüzde 25 Hisse Senedi
Yüzde 25 Tahvil
Yüzde 25 Nakit
Yüzde 25 Emtia (Altın vb.)
Bu basit karışım, 2026 yılı başından itibaren yaklaşık yüzde 26 getiri sağlayarak son 100 yılın en iyi üçüncü performansını sergiledi. Bu başarının arkasındaki asıl güç ise yıllık bazda yüzde 31 değer kazanan altın oldu. Buna rağmen, veriler bireysel yatırımcıların portföylerinde altına neredeyse hiç yer vermediğini gösteriyor.
NEDEN ŞİMDİ?
Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi BlackRock’ın CEO’su Larry Fink de dahil olmak üzere pek çok uzman, artık sadece hisse ve tahvile güvenmenin riskli olduğunu belirtiyor. 2022'de görüldüğü gibi, kriz anlarında hisse ve tahvil aynı anda düşebiliyor. Hartnett’in modelindeki nakit ve emtia, bu tip çöküşlerde koruyucu bir kalkan görevi görüyor.
2026 VE SONRASI İÇİN BEKLENTİLER NE YÖNDE?
Dev bankaların altın öngörüleri bu stratejinin önemini artırıyor:
J.P. Morgan: Altının 2026 sonunda 5.000 doları görebileceğini tahmin ediyor.
UBS: Merkez bankası talebiyle altının 6.200 dolara kadar çıkabileceğini öngörüyor.
BofA’nın analizi, yatırımcılara portföylerini tamamen değiştirmelerini değil, varlıklarını çeşitlendirmelerini tavsiye ediyor. Özellikle altına ayrılan payın sembolik düzeyde kalması, olası bir krizde yatırımcıyı korumasız bırakabilir. Gelecekte kazananlar, 1980’lerden kalma modellerle değil, belirsizliğe hazırlıklı olan "dörtlü dağılım" ile ilerleyenler olacak gibi görünüyor.