Antarktika'yı kaplayan ve yaklaşık 14 milyon kilometrekarelik bir alanı örten dev buz tabakasının altında, göllerden dağ sıralarına, derin vadilerden eski nehir yataklarına kadar son derece karmaşık bir dünya bulunduğu ortaya çıktı.

Live Science'ın haberine göre, uzun yıllar boyunca Antarktika'nın buz altı topografyası Güneş Sistemi'nin en az bilinen yüzeylerinden biri olarak kabul ediliyordu. Bunun en önemli nedeni ise bölgede kara ve hava yoluyla doğrudan araştırma yapmanın son derece zor olmasıydı.

UYDU VERİLERİYLE BUZUN ALTI HARİTALANDI

Yeni çalışmada araştırmacılar, yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerini buz kalınlığı ölçümleri ve buzun kaya zemin üzerindeki hareketini açıklayan fiziksel modellerle birleştirdi. Elde edilen tüm veriler entegre edilerek, Antarktika'nın buz altındaki topografyasını kıta ölçeğinde gösteren ayrıntılı bir harita oluşturuldu.

Bu harita sayesinde, buz tabakasının 2 ila 30 kilometre altında uzanan ve yüzlerce kilometre boyunca devam eden eski nehir yatakları tespit edildi. Daha önce bilinmeyen ya da net olarak anlaşılamayan bu oluşumların, kıta buzlarla kaplanmadan önce var olan antik bir peyzajın izleri olabileceği belirtiliyor.

DAĞLAR, VADİLER VE TEKTONİK SINIRLAR

Araştırma ayrıca yüksek dağlık bölgelerle alçak alanlar arasındaki keskin geçişleri de ortaya koydu. Bu geçişlerin, Antarktika’nın tektonik sınırlarına işaret ettiği düşünülüyor. Önceki hava gözlemlerinde buz altında eski bir nehir sistemi olduğu tahmin edilen bir bölgede ise, beklenenden çok daha derin vadiler bulundu.

Çalışmanın başyazarı Grenoble Alpes Üniversitesi'nden Dr. Helen Ockenden, ekip olarak binlerce daha önce bilinmeyen tepe ve sırtın varlığına dair kanıtlar elde ettiklerini söyledi. Ockenden'a göre, bazı gizli dağ sıraları ilk kez bu kadar net şekilde haritalandı.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN KRİTİK VERİ

Uzmanlar, buzun altındaki bu jeolojik yapının, buzulların nasıl hareket ettiğini doğrudan etkilediğini vurguluyor. Daha net bir buz altı haritası, Antarktika buz tabakasının küresel ısınmaya nasıl tepki vereceğini öngörmek açısından da büyük önem taşıyor.