Avrupa merkezli saygın düşünce kuruluşlarından Carnegie Europe bünyesinde kıdemli araştırmacı olarak çalışmalarını sürdüren Marc Pierini, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkilerin geleceğini mercek altına alan kapsamlı bir analiz yayımladı. "Türkiye'nin Dört Sorunu Avrupa'nın da Sorunu" başlığıyla yayımlanan değerlendirmede; ekonomi, savunma mimarisi, Doğu Akdeniz politikaları ve hukukun üstünlüğü başlıklarının birbirinden bağımsız ele alınamayacağı kaydedildi.

EKONOMİ VE AVRUPA PAZARINDAN DIŞLANMA RİSKİ

Analizin ilk bölümünde Türk ekonomisinin mevcut görünümüne odaklanan Pierini, Türk lirasında uzun süredir devam eden değer kaybına dikkat çekerek, 2005 yılında 1,6 seviyelerinde olan avronun bugün yaklaşık 56 liraya yükseldiğini ifade etti.

Türkiye'deki yatırım fonlarına ilişkin tartışmalara da değinen araştırmacı, yaklaşık 20 milyar dolar büyüklüğündeki 130'u aşkın fonu ilgilendiren adli ve idari süreçlerin yabancı yatırımcı güveni üzerinde baskı yarattığını savundu. Raporda, küresel endeks sağlayıcısı MSCI'ın Türkiye'yi gelişmekte olan piyasalar kategorisinden çıkarma ihtimalini değerlendirdiği aktarıldı.

Öte yandan, Fransa ve Almanya'nın desteklediği AB'nin yeni sanayi düzenlemesi olan "Made in Europe" politikasının Türkiye'yi kapsam dışı bırakması ihtimalinin, Türk otomotiv ve imalat sanayisi açısından risk oluşturduğu değerlendirildi.

Kaynak olarak ekle

SAVUNMA MİMARİSİ, MONTRÖ VE MEKKE PAKTI

Pierini, güçlü askeri yapısına ve gelişen savunma sanayisine rağmen Türkiye'nin Avrupa'nın şekillenen yeni güvenlik mimarisinde arzu ettiği siyasi etki alanını henüz yakalayamadığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye'nin dışlandığı bir Avrupa güvenlik yapısının güçlü olamayacağı yönündeki mesajlarını hatırlatan Pierini; Ankara'nın Moskova ile sürdürdüğü temasların ve iç siyasi atmosferin Batı başkentlerinde çekincelere yol açtığını ileri sürdü.

Buna karşılık Türkiye'nin Karadeniz'deki varlığının NATO açısından vazgeçilmez olduğu vurgulandı. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin uygulanması, Türk donanmasının kapasitesi ve Ukrayna tahıl koridorundaki etkin rolün Ankara'nın stratejik değerini korumasını sağladığı ifade edildi.

Ayrıca Türkiye'nin Libya'nın doğusundaki yönetimle deniz yetki alanları üzerinden yürüttüğü işbirliğinin ve Pakistan ile Suudi Arabistan ortaklığında imzalanan Mekke Paktı'nın, Ankara'nın NATO dışında tamamlayıcı güvenlik ortaklıkları kurma arayışının parçası olduğu belirtildi.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE YARGI SÜREÇLERİ

Türkiye'deki iç siyasi gelişmeler ile adli süreçlerin ilişkiler üzerindeki etkisine geniş yer ayıran analizde; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik hukuki süreçler, muhalefet alanına yönelik tartışmalar ve Osman Kavala davası örnek gösterildi. Pierini, AB yönetiminin ekonomik ve güvenlik çıkarları doğrultusunda Ankara ile işbirliğini sürdürürken demokratik standartlar konusunda daha net adımlar atmadığını dile getirdi.

İLİŞKİLERİN GELECEĞİNDE İKİ BELİRLEYİCİ UNSUR

Avrupa'da yükselen aşırı sağ siyasetin Türkiye'nin diplomatik manevra alanını önümüzdeki süreçte daha da daraltabileceğini savunan Pierini, Ankara'nın Pekin, Moskova, Washington ve Avrupa başkentleri arasında denge gözeten yaklaşımının AB'ye tam üyelik hedefiyle çeliştiğini iddia etti.

Analizin sonuç bölümünde, Türkiye'nin Avrupa pazarları, sanayi zincirleri, akademik ve teknolojik işbirlikleri karşısında güçlü alternatifler üretmesinin kolay olmadığı belirtilirken; gelecekteki ilişkilerin seyrini belirleyecek iki ana sütunun ekonomik entegrasyon ve hukukun üstünlüğü alanındaki standartlar olacağı ifade edildi.