Maryland Üniversitesi'nde başlayan araştırmaların ardından geliştirilen teknoloji, ahşabın moleküler yapısını değiştirerek daha yoğun ve dayanıklı hale getiriyor. Üretim sürecinde ahşap önce kimyasal işleme tabi tutuluyor, ardından yüksek basınç altında sıkıştırılıyor. Böylece ortaya çıkan malzeme, geleneksel ahşaba kıyasla çok daha güçlü hale geliyor.

İLK ÜRÜNLER PİYASAYA SUNULDU

Şirket, yaklaşık 8 bin 400 metrekarelik ilk üretim tesisini devreye alırken, Superwood'u ilk etapta dış cephe kaplamaları, teraslar, çitler ve pencere sistemleri için kullanmayı hedefliyor. Şirketin planları arasında ilerleyen yıllarda taşıyıcı yapı elemanları, mobilyalar ve hafif araç parçaları gibi alanlara da girmek bulunuyor.

Superwood'un böcek, nem ve mantara karşı dayanıklı olduğu, ayrıca yangına karşı yüksek koruma sağlayan Class A derecesine sahip olduğu belirtiliyor. Şirket, malzemenin üretimi sırasında çeliğe kıyasla yaklaşık yüzde 90 daha az karbon salımı oluştuğunu ifade ediyor.

HEDEF ÇELİĞE ALTERNATİF OLMAK

Şirketin kurucuları, amaçlarının geleneksel ahşabın yerini almak değil, çelikle rekabet edebilecek yeni bir yapı malzemesi geliştirmek olduğunu söylüyor. Superwood'un yüksek dayanım-ağırlık oranı sayesinde binaların daha hafif inşa edilebileceği, deprem yüklerinin azaltılabileceği ve inşaat süreçlerinin hızlanabileceği belirtiliyor. Ancak uzmanlar, malzemenin yaygın şekilde taşıyıcı sistemlerde kullanılabilmesi için yeni sertifikasyon süreçlerinin ve yapı standartlarının oluşturulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Kaynak olarak ekle