CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, parti içinde yaşanan kriz sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Erol, "Evet parti arınmalı ama partinin arınması siyasi bir hesaplaşmayla olmamalı. Ben Parti Meclisi üyesiyim. Siyasi olarak Parti Meclisi'ne getirilen hiçbir ihraca ben evet oyu kullanmam" dedi.
CHP'de mutlak butlan kararının ardından yaşanan tartışmalar sürerken, partideki krizin aşılması için yürütülen görüşmelerde yer alan CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP’li Erol, Ali Öztunç ve Engin Altay ile birlikte hem Özgür Özel'in hem de Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantılarına katılmama kararı aldıklarını açıkladı. Tarafsızlıklarını korumak amacıyla bu kararı aldıklarını belirten Erol, parti içi gerilimin düşürülmesi için yürütülen temaslara ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, siyasi gerekçelerle gündeme getirilecek ihraçlara da karşı çıkacağını söyledi.
"PARTİMİZİN KURUMSAL KİMLİĞİNE SAHİP ÇIKMALIYIZ"
Parti içindeki tartışmaların kurumsal kimliğe zarar vermemesi gerektiğini belirten Erol, şu ifadeleri kullandı:
"Partimizin kurumsal kimliğine sahip çıkmalıyız. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yaptığım süre içerisinde 8 genel başkanla çalıştım, hiçbirine saygısızlık yapmadım. Parti içerisinde her zaman taraf olmuşumdur ama genel başkanlar partinin kurumsal kimliğini temsil ederler.
Özgür Özel'in beni, Engin Altay'ı ve Ali Öztunç'u davet ederek bu süreçle ilgili karşılıklı bir iletişimin sağlanmasıyla ilgili görüşmelerimiz oldu. Ben bu görüşmelerimizde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na da Sayın Özgür Özel'e de açık ve net söyledim; 'Ben ne Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun milletvekiliyim ne de Özgür Özel'in milletvekiliyim. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin milletvekiliyim. Benim sorumluluğum Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğinedir, vefa borcum Elazığ seçmenidir.' Bana düşen görev bu süreçte mantıklı davranmak, makul adam olarak davranmak, bu sürecin çözümüyle ilgili ortaya eğer bir katkı sunabilirsek buna destek olmaktır."
"TARAFLAR ARASINDA İLETİŞİM KURULMASINI SAĞLADIK"
Erol, Kılıçdaroğlu ve Özel arasındaki iletişim kopukluğunun giderilmesi için çalıştıklarını belirterek şunları söyledi:
"Biz kısmen de başarılı olduk. Sayın Kılıçdaroğlu'yla Sayın Özel arasında bir iletişim kopukluğu vardı. Taraflar çok keskin açıklamalar yapıyorlardı. Her iki tarafla görüşürken bir iletişim kurulmasını sağladık. Sayın Kılıçdaroğlu'nun ve Sayın Özgür Özel'in yanında olan arkadaşların birbirlerine karşı açıklama yaparken daha makul bir dil kullanmaları gerektiğini, sert ifadelerden kaçmaları gerektiği konusunda her iki tarafı da uyardık.
Sonuç itibarıyla her iki taraftan da birer avukat görevlendirildi. Bu avukatlar kurultay sürecinin planlanmasıyla ilgili cuma günü bir araya geldiler, yine bir araya gelecekler. Çünkü bu sorunlar bir iki görüşmeyle çözülecek sorunlar değil."
"BU SORUN ÇÖZÜLMELİ"
CHP'deki gerilimin sona ermesi gerektiğini ifade eden Erol, şunları kaydetti:
"Şunu ben görüyorum, her iki başkanımıza da ifade ettim; bu kriz çözülmese en son noktada bu millet bize diyecek ki, 'İkinizin de Allah belanızı versin.' Bu sorun çözülmeli. Yeni parti kurulmasını asla doğru bulmam. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi'ni biz Atatürk'ün emaneti olarak görüyorsak ve o koltuk Atatürk'ün koltuğu olarak görülüyorsa parti içerisinde kalınmalı."
"SİYASİ HESAPLAŞMAYA DÖNERSE RET OYU KULLANIRIM"
Parti içindeki ihraç tartışmalarına da değinen Erol, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Evet parti arınmalı ama partinin arınması siyasi bir hesaplaşmayla olmamalı. Ben Parti Meclisi üyesiyim şu anda. Siyasi olarak Parti Meclisi'ne getirilen hiçbir ihraca ben evet oyu kullanmam. Ama Özkan Yalım gibi ahlaki değerlerden, kamuoyunun vicdanından dışlanmış ve insanların tepki verdiği insanlar olursa tabii ki parti bu tür adamlardan arınmalı. Ben bu arınmayı yaparken Kılıçdaroğlu'na taraf ya da Özgür Özel'e karşıtlık anlamında söylemiyorum. Parti arınmalı ama arınması gereken adamlardan arınmalı. Bu siyasi bir hesaplama olmamalı. Siyasi bir hesaplaşmaya dönerse ben Parti Meclisi üyesiyim, ret oyu kullanırım."
GRUP TOPLANTILARINA KATILMAMA KARARI
Erol, Ali Öztunç ve Engin Altay ile birlikte aldıkları kararı da açıkladı:
"Ben, Ali Öztunç ve Engin Altay hem Sayın Özgür Özel'in hem de Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısına katılmama kararı aldık. Çünkü her iki genel başkanla özel görüşmeler yaptığımız için her iki genel başkanın özel grup toplantılarına katılarak görüntü vermeyi doğru bulmadık. Çünkü yine bize ihtiyaç olabilir. Toplum hemen sizi bir taraf yapabiliyor. Bundan dolayı biz biraz daha dikkatli davranıyoruz. Bu sürecin yönetimiyle ilgili biraz daha dikkatli ve makul davranmamız gerektiğini düşünüyoruz."