On yıllardır "çölleşmeyi durdurmak" denince akla tek bir görüntü geliyordu: Kumun önüne set çeken, kilometrelerce uzanan ağaç duvarları. Ancak Çin'de yapılan devasa deney, rahatsız edici bir gerçeği ortaya çıkardı. Doğaya sadece "mühendislik" mantığıyla yaklaşıldığında, yeşillik ilerlerken su geri çekilebiliyor.
ÇİN'İN BÜYÜK YEŞİL DUVARI: SU NEREYE GİTTİ?
Kuzey Çin'de Gobi Çölü'nün ilerleyişini durdurmak için başlatılan dünyanın en büyük ağaçlandırma projesi, ilk başta büyük bir başarı gibi göründü. Uydular yeşili gösteriyor, raporlar çölün durduğunu söylüyordu. Ancak bilim insanları yerin altına baktığında şoke oldu:
Hızla büyüsün diye seçilen ağaçlar "yerli" değildi.
Bu ağaçlar, büyümek için yerel bitki örtüsünden çok daha fazla suya ihtiyaç duyuyordu.
Ağaçlar, derin yeraltı sularını çekip atmosfere saldı (buharlaşma). 2001-2020 arasında bölgedeki tatlı su kaynaklarında ciddi azalma tespit edildi.
İSTENMEYEN HİDROLOJİK TASARIM
Orman, çöle karşı bir kalkan olması gerekirken, bölgenin en kıt kaynağı olan su için bir rakip haline geldi. Su yok olmadı, sadece yer değiştirdi; ancak bu durum tarım topluluklarını susuz bıraktı. Ders netti: Bölgenin su kapasitesini hesaplamadan milyonlarca ağaç dikmek felaket getirebilir.
AFRİKA'DAN DERS: DUVAR DEĞİL, MOZAİK
Benzer bir proje Afrika'da (Sahel Bölgesi) "Afrika Büyük Yeşil Duvarı" adıyla yürütülüyor, ancak onlar Çin'in hatasına düşmedi. Başlangıçta "kesintisiz bir ağaç şeridi" olarak planlanan proje, zamanla evrim geçirdi:
Sadece ağaç dikmek yerine, tarım ve otlatma alanları entegre edildi.
Bölgenin suyuna alışkın, dayanıklı bitkiler seçildi.
Yerel halkın da dahil olduğu, su yönetimine dayalı bir "ekolojik mozaik" oluşturuldu.
İKİ PROJE, İKİ FARKLI SONUÇ
İki kıtadaki deneyim şunu gösteriyor:
Çin Modeli: Hız ve ölçek odaklı -> Su kıtlığı riski.
Afrika Modeli: Uyum ve çeşitlilik odaklı -> Sürdürülebilir yaşam.
Başarı, haritadaki yeşil alanın büyüklüğüyle değil; toprağın ne kadar verimli kaldığı ve suyun ne kadar korunduğuyla ölçülür.