Ay'da kesilecek ormanlar ya da kirletilecek nehirler olmasa da, tahrip edilebilecek bakir alanlar var. Kutup üslerine yönelik bu küresel yarış, Dünya için de geçerli olan kadim soruyu akıllara getiriyor: Uzayda genişlerken, geride daha az atık bırakacak bir sistem tasarlayabilir miyiz? Yaşamın olmadığı bir yerde "çevre koruma" ne anlama gelir?
2 haftalık ay gecelerine dayanıklı
Geliştirilen makine, alışılagelmiş tekerlekli uzay araçlarından (rover) çok farklı. Ay yüzeyinde adeta bir saha teknisyeni gibi çalışması için tasarlandı.
Yaklaşık 100 kg ağırlığında bir şasi, dört tekerlek ve hassas aletleri taşıyıp yerleştirebilecek iki kola sahip insansı (android) bir üst gövde.
Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (HKUST) öncülüğünde geliştirilen robot, tamamen güneş enerjisiyle çalışıyor. Sıcaklıkların ekstrem seviyelere düştüğü ve güneş ışığının tamamen kaybolduğu iki hafta süren zifiri karanlık Ay gecelerinde kış uykusuna (hibernasyon) yatabiliyor.
Ay'ın "sulak alanı" neden bu kadar değerli?
Çin Ulusal Uzay İdaresi'nin (CNSA) Chang'e-8 dökümanlarına göre, 2028 civarında Ay’ın güney kutbuna bir iniş aracı, bir gezici araç ve bu operasyon robotu indirilecek. Peki, neden herkes güney kutbuna gitmek istiyor?
Ay'ın kutup bölgelerinde, milyarlarca yıldır güneş ışığı görmeyen ve dondurucu soğukluğa sahip kalıcı gölge kraterleri bulunuyor. NASA'nın Lunar Trailblazer gibi haritalama görevleri de dahil olmak üzere birçok çalışma, bu kraterlerin tabanında yüksek miktarda buz ve hidrojen olduğunu kanıtladı.
Uluslararası Uzay Araştırmaları Komitesi (COSPAR), Ay'ın bu soğuk bölgelerini "özel koruma alanı" ilan etti. Bilimsel açıdan eşsiz olan bu bölgelerin organik atıklarla kirlenmesini önlemek için katı kurallar uygulanıyor. Burası bir nevi Ay’ın havasız ve donmuş "sulak alanı" olarak kabul ediliyor.
BM Uzay Anlaşması, gök cisimlerinin zararlı şekilde kirlenmesini ve Ay'da askeri manevralar yapılmasını kesin bir dille yasaklıyor. Yarış hızlandıkça, çevresel koruma ile jeopolitik kısıtlamalar aynı potada eriyor.
Ay'daki inşaatlarda yerel toprak kullanılacak olsa bile, o robotları ve makineleri oraya taşıyacak roketler yine Dünya’dan fırlatılacak. İşte madalyonun görünmeyen ekolojik yüzü tam burada başlıyor:
Geophysical Research Letters’da yayınlanan bir iklim modellemesi, küresel roket fırlatmalarından çıkan siyah karbon (is) emisyonlarının, stratosferin bazı bölgelerini yaklaşık 1.5K (1.5 Kelvin) kadar ısıtabileceğini ortaya koydu.
Yakın tarihli bilimsel makaleler, sıklaşan roket fırlatmalarında kullanılan bazı kimyasal itici gazların ve siyah karbonun, ozon tabakasının kendini iyileştirme sürecini ciddi şekilde geciktirebileceğini raporluyor.