1954 yılında Sovyetler Birliği, Orta Asya'nın kurak coğrafyasını geniş ölçekli bir buğday üretim merkezine dönüştürmek amacıyla Bakir Topraklar Kampanyası'nı devreye soktu. Nikita Kruşçev liderliğinde yürütülen bu girişim; başta Kazakistan ve Sibirya olmak üzere kurak ve yarı kurak alanları hedef aldı. 1954-1963 yılları arasında yaklaşık 45 milyon hektarlık doğal bozkır işlenerek tarıma açıldı; bu alanın 23 milyon hektara yakını yalnızca Kuzey Kazakistan sınırları içinde yer alıyordu.

ETKİSİ KISA SÜRDÜ

Söz konusu hamle kısa vadede yüksek verim sağladı ve 1956'da bölgeden 64 milyon ton civarında tahıl elde edildi. Ancak bu devasa tarımsal genişleme, 1950 ile 1965 yılları arasında tahminen 1,6 gigatonluk bir karbon emisyonuna yol açtı. 1991'de SSCB'nin dağılmasıyla birlikte bu arazilerin önemli bir kısmı terk edildi ve zamanla tekrar doğal çayır formuna döndü.

TOPRAK YAPISINDA BOZULMA MEYDANA GELDİ 

Yıllar süren yoğun tarımsal baskı, bölge topraklarında ciddi hasarlar bıraktı. Güncel resmi verilere göre Kazakistan'daki tarım arazilerinin yaklaşık 30 milyon hektarı erozyondan etkilenmiş durumda. Bunun 24 milyon hektarlık bölümü rüzgar, 5 milyon hektarlık bölümü ise su erozyonu riski altında bulunuyor. Üst toprak katmanının kaybolması, arazinin üretim kapasitesini düşürürken çölleşmeyi de hızlandırıyor.

VERİMLİLİK KAYBI VE TUZLANMA SORUNU 

Topraktaki bu bozulma verimlilik oranlarına da yansıyor. Kazakistan Devlet Toprak Araştırmaları Enstitüsü verilerine göre toprakların potansiyel verimliliği %17 oranında gerilerken, sulanan alanlardaki tuzlanma oranı %35 ile %37 seviyelerine yükseldi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ise ülkedeki işlenen toprakların yaklaşık %75'inde erozyon, tuzlanma veya besin kaybı gibi farklı derecelerde deformasyonlar yaşandığını bildiriyor.

Kaynak olarak ekle

ÜLKE GENELİNDEKİ GENİŞ ÇAPLI ÇEVRESEL ETKİ 

Çevresel etki sadece ekili alanlarla sınırlı kalmıyor. UNDP raporları, Kazakistan yüzölçümünün %66'sına karşılık gelen 180 milyon hektarlık alanın bozulmaya uğradığını ve bunun 18 milyon hektarının aktif olarak rüzgar ile su erozyonuna maruz kaldığını gösteriyor.