Dünyanın en yüksek ve en kurak soğuk çölleri arasında yer alan, yıllık yağış miktarının neredeyse yok denecek kadar az olduğu Hindistan'ın Ladakh bölgesinde, dahi bir mühendis coğrafyanın kaderini değiştirdi.
Bölge halkının geçimini tarımla sağladığı Himalayalar'da, iklim krizi sebebiyle doğal buzullar hızla eriyor ve çiftçiler ekim ayı olan ilkbaharda susuzlukla boğuşuyordu. Ladakh’ta suyun az olmadığını, sadece yanlış zamanda (yazın) geldiğini fark eden dahi mühendis Sonam Wangchuk, doğanın kurallarını baştan yazan "buz stupası" (buz kulesi) projesini hayata geçirdi.
SULAR BUZA DÖNÜŞÜYOR
Sihirli gibi görünen bu sistemin arkasında aslında tamamen akılcı bir fizik ve yerçekimi kuralı yatıyor. Dağlardaki yüksek su derelerinden köylere çekilen borular, herhangi bir motora, pompaya veya elektriğe ihtiyaç duymadan, sadece basınç gücüyle suyu dikey olarak gökyüzüne fışkırtıyor.
Bölgenin -20 dereceleri bulan dondurucu kış havasında donan bu su jetleri, üst üste katmanlaşarak yaklaşık 20 metre yüksekliğinde devasa konik kulelere dönüşüyor. Budist tapınaklarına benzediği için "stupa" adı verilen bu konik şekil sayesinde, yapının güneş ışığına maruz kalan yüzeyi minimumda kalıyor ve buzların erkenden erimesi önleniyor.
KIŞIN SULAR BOŞA GİTMİYOR
Kışın boşa akıp gidecek olan milyonlarca litrelik su, bu dâhice yöntemle devasa birer donmuş rezervuar olarak depolanıyor. Tam da çiftçilerin tohuma can suyu vermek için kıvrandığı ilkbahar aylarında yavaş yavaş erimeye başlayan bu kuleler, bölge tarımı için hayati bir can damarı oluyor.
İlki sadece bir okul deneyi olarak başlayan ve bugüne kadar on milyonlarca litre su üreterek binlerce fidanı ve tarlayı kurtaran bu proje, mühendisine prestijli uluslararası ödüller kazandırdı.
Sıfır maliyetle iklim krizine meydan okuyan bu buz kuleleri, en iyi mühendisliğin doğayla savaşmak değil, onu taklit etmek olduğunu tüm dünyaya kanıtlıyor.