Nevada’daki Gemini Güneş Enerjisi Projesi sahasında kaydedilen görsellerde, nesli tehlike altında bulunan çöl kaplumbağalarının güneş panellerinin gölgesinde dinlendiği tespit edildi.
Çevrim içi yayımlanan güncel bir raporda bölgede yaklaşık 48 kaplumbağanın yaşadığı öngörülürken, ilgili kurumun resmi proje sayfasında toplam nüfus sayısına dair bir bilgi paylaşılmaksızın hayvanların sahayı kullanım davranışları belgelendi.
Bilim insanları, panellerin sağladığı gölgenin hayvanları aşırı sıcaktan koruma işlevi görse de kaplumbağalar ve diğer çöl canlılarının enerji üretimi için kullanılan bu sahalarda uzun vadede varlıklarını sürdürüp sürdüremeyeceğini incelemeyi sürdürüyor.
ABD'NİN EN BÜYÜK GNEŞ DEPOLAMA SAHASI
Las Vegas’ın yaklaşık 25 mil kuzeydoğusundaki Mojave Çölü’nde, kamu arazisi üzerine kurulan Gemini Projesi, devasa bir batarya sistemine bağlı olarak işletiliyor. Bu sistem, gün batımından sonra da elektrik tedarikinin devam etmesine olanak tanıyor. Enerji şirketi Primergy’nin verilerine göre tesis, ABD’de faal durumdaki en büyük güneş enerjisi ve depolama projesi konumunda bulunuyor.
İNŞAAT SÜRECİNDE NAKİL PROTOKOLÜ UYGULANDI
Proje sürecinde kaplumbağaların akıbetine dair iddialara yanıt veren yetkililer, Agassiz çöl kaplumbağalarının inşaat süresince sahada bırakılmadığını belirtti. Yapılan açıklamada, hayvanların inşaatın başında bölgeden uzaklaştırıldığı ve ancak çalışmalar tamamen sona erdikten sonra doğal yaşam alanlarına geri getirildiği ifade edildi.
Sahadaki ekolojik duruma ilişkin veriler sunan Çöl Araştırma Enstitüsü (DRI), bölgeye özgü Astragalus geyeri var. Triquetrus gibi nadir bitki türlerinin inşaat sürecinin etkilerine dayandığını ve uygulanan koruma tedbirlerine olumlu yanıt verdiğini bildirdi.
2024 ARAŞTIRMASINDA EKOLOJİK ETKİLER VURGULANDI
Araştırmacılar Claire Karban, Jeffrey Lovich, Steven Grodsky ve Seth Munson tarafından 2024 yılında hazırlanan ve Renewable and Sustainable Energy Reviews dergisinde yayımlanan çalışmada, altyapı tasarımlarının ekosistem üzerindeki etkileri ele alındı. Araştırmada, arazi tahribatını minimize eden inşaat yöntemlerinin toprak ve kök yapısını koruduğu, uygun çit tasarımlarının ise küçük hayvanların sahadaki hareketliliğine imkan tanıdığı kaydedildi.
İlgili raporda ayrıca, büyük ölçekli güneş enerjisi santrallerinin mevcut bitki örtüsü, yerel sıcaklık değerleri ve doğal yaşam alanları üzerindeki olumsuz etkilerinin devam ettiği bilgisine yer verildi.