Al-Naslaa'daki yarığın o kadar düzgün ve pürüzsüz olması, ilk bakışta görenlere modern bir lazer teknolojisinin kullanıldığı izlenimini veriyor. Binlerce yıl önce böyle bir teknolojinin olmaması da dolayısıyla bilim insanlarını devreye sokuyor. Fakat onların da 'net' diyebileceği bir cevabı yok.
İLK TEORİ FAY HATTI
Jeologların ilk teorisi, kayanın bir fay hattı üzerinde yer alması. Yerin altındaki küçük bir kaymanın, kayada ince bir çatlak oluşturduğu ve binlerce yıl süren kum fırtınalarının da bu çatlağı bir zımpara gibi işleyerek kusursuz bir yarık haline getirdiği ihtimali üzerinde duruluyor.
Bir diğer güçlü ihtimal ise "donma-çözülme" döngüsü. Bilim insanları, antik dönemlerde çatlağa sızan suyun donarak genişlemesi, kayayı bir bıçak gibi ikiye bölmüş olabileceği ihtimaline de şans veriyor.
KAYA DEĞİL ADETA SANAT ESERİ
Al-Naslaa sadece şekliyle değil, üzerindeki işlemelerle de büyüleyici bir izlenim yaratıyor. Kayadaki petroglifler (kaya oymaları); antik Arap atlarını, dağ keçilerini ve insan figürlerini barındırıyor. Bu da bölgenin binlerce yıl önce önemli bir yerleşim veya geçiş noktası olduğunu kanıtlıyor.
'YOL TABELASI' BİLE OLABİLİR
Bazı araştırmacılar bu yapının tesadüf olamayacağını, antik medeniyetlerin burayı dini bir sembol ya da çölde yol bulanlar için devasa bir "yol tabelası" olarak bizzat şekillendirdiğini düşünüyor. Fakat 9 metrelik kayanın, o günün şartlarında bu kadar hatasız bölünmesi ihtimali ise araştırmacıların kafasında büyük bir soru işareti olarak yer ediyor.