Deney, Kosta Rika'nın güneyindeki Coto Brus bölgesinde gerçekleştirildi. Amaç, kahve üretiminden geriye kalan ve büyük miktarlarda ortaya çıkan posanın, bozulan tropikal alanların yeniden ormanlaşmasını hızlandırıp hızlandıramayacağını görmekti.

30 KAMYON KAHVE POSASINI ARAZİYE SERDİLER

Araştırmacılar yan yana iki adet 35'e 40 metrelik alan belirledi. Bunlardan birine yaklaşık 360 metreküp, yani 30 kamyon dolusu kahve posası taşındı. İş makineleriyle yayılan posa, toprağın üzerinde yaklaşık 40-50 santimetre kalınlığında bir tabaka oluşturdu. Diğer araziye ise karşılaştırma yapılabilmesi için hiçbir müdahalede bulunulmadı.

Kahve posasının ilk etkilerinden biri araziyi kaplayan istilacı mera otlarında görüldü. Kalın organik tabaka mevcut otları bastırdı ve yeniden büyümelerini zorlaştırdı. Posa parçalandıkça toprağa organik madde ve besin sağladı. İki yıl sonunda işlem yapılan topraktaki karbon, azot ve fosfor seviyelerinin kontrol alanından belirgin biçimde yüksek olduğu tespit edildi.

Bu değişim, ağaç ve çalıların yerleşebileceği yeni bir ortam oluşturdu. Genç ağaçların ve odunsu bitkilerin yoğunluğu, kahve posası kullanılmayan bölgeye kıyasla çok daha hızlı arttı.

İKİ YILDA ARADAKİ FARK ORTAYA ÇIKTI

İki yılın sonunda kahve posası serilen bölümde orman örtüsü yaklaşık yüzde 80'e ulaşırken, hiçbir işlem yapılmayan alanda bu oran yaklaşık yüzde 20'de kaldı. Bitki örtüsünün ortalama yüksekliği de posa kullanılan arazide dört kat daha fazlaydı.

Kaynak olarak ekle

Ortaya çıkan genç ağaçlar yaklaşık 4 metreye ulaşırken, bazı bölümlerde 5 metreyi aşan bitki örtüsü oluştu. Kontrol alanında ise istilacı otlar baskın kalmaya devam etti.

Araştırmayı Rebecca Cole ve Rakan Zahawi yürüttü. Çalışmanın sonuçları Ecological Solutions and Evidence adlı bilimsel dergide yayımlandı. Araştırmacılar, kahve posası gibi tarımsal atıkların hem değerlendirilmesi hem de bozulan tropikal arazilerin daha hızlı toparlanması açısından kullanılabileceğini ortaya koydu. Ancak deney yalnızca tek bir bölgede gerçekleştirildiği için yöntemin farklı alanlarda ve daha büyük ölçekte denenmesi gerektiğini de belirttiler.