CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararı Türk siyasetini tarihin en büyük krizlerinden birinin içerisine sürükledi. Bu dönemde yaptığı çıkışlarla dikkat çeken isimlerden biri ise İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu oldu.
“Türkiye’ye saltanat değil Cumhuriyet yakışır” diyen Dervişoğlu’na göre, “mutlak butlan” kararı bir siyasi partinin değil, demokrasimizin ve hukukumuzun sorunu.
‘DERİN DEVLET’ İMASI...
Müsavat Dervişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “Milletimiz, seçme hakkına yapılan tüm müdahaleleri cezalandırmıştır. Bugün yaşanan hukuksuzluk en çok da Sayın Cumhurbaşkanı’nı tehdit etmektedir. Bunun farkına varmalı ve Cumhuriyetin tekerine çomak sokanları durdurmalıdır” çağrısı yaptı.
Dervişoğlu ile siyasetin içinde bulunduğu krizi konuştuk. Kendisine “Derin devlet” imalarını da sorduk. Dervişoğlu, neden hukuki değil siyasi bir karar olduğunu şöyle açıkladı:
KOLTUKTAN İNDİREMEZLER
“Cevap basit, hukuki olmadığı için siyasi bir karar. Seçim hukukunda son sözü söyleyecek kurumumuz belli. Anayasa hükmüdür. Yüksek Seçim Kurulu’nun mazbata verdiği bir genel başkanı, yerel mahkeme ya da bölge mahkemeleri aracılığıyla koltuktan indiremezsiniz. İktidara hatırlatmak isterim; anayasamızı, yasalarımızı şahsi ihtiyaçlarınız için çiğnerseniz, yarın bir başkası da sizin haklarınızı çiğner. Bugün nerede duruyorsak o zaman da aynı yerde dururuz. İlkeli olmak, hukuka saygı, demokrasiye bağlılık bunu gerektirir. Bu keyfilik demokrasimize yönelmiş bir darbe girişimidir. Milletimiz, iradesine uzanan elleri günü geldiğinde mutlaka kırmıştır.”
Siyasi tezgah
- İktidar bu işin içinde dediğinizi anlıyorum. Sizce amaçları nedir?
İktidar bu işin içinde olmasa bu hukuksuzluğa karşı dururdu. Karşı durmak bir yana, “Yargı bağımsız” sözünü ekran koruyucu yapıyor ve neredeyse alkışlayacak. Oysa geçmişte haksızlıklara, hukuksuzluklara maruz kalmış bir siyasi gelenekten geliyorlar. Hakka ve hukuka sahip çıkma sözüyle geldiler. Bugün kendi iddialarını çiğniyorlar. Bakın; Türkiye son 1.5 yıldır terörsüz Türkiye diye pazarladıkları sürecin saçmalıklarına şahit oluyor. 50 bin vatandaşımızın katili cani Öcalan’ı Kürtlere vasi ya da kayyum tayin etmeye kalkan tuhaf bir süreçten geçiyoruz. En başında söyledim, bu süreç, ömür boyu başkanlığı tahkim etmeyi hedefleyen bir siyasi tezgahtır.
ÖMÜR BOYU BAŞKANLIK
Bir ülkeyi, üniter devleti, milli yapımızı tarumar edecek adımları atmaktan, lafları etmekten bile imtina etmedikleri bir süreç. Ve tüm bunlar, bir kişiye, ömür boyu başkanlık yoluna döşenen taşlar. Kimsenin bu meseleyi çözmek gibi bir derdi yok.
Anayasa değişikliği için Cumhur İttifakı’na yeni ortaklar katıp, iktidarı garantiye alabilmek için yapılan işler. Bugün yaşadığımız mutlak butlan süreci de bundan bağımsız değil. İktidar vatandaşın desteğini kaybetti. Üstelik bu destek, Cumhuriyet tarihinde hiçbir siyasi partiye nasip olmamış bir destekti.

Siyasetin derdi vatandaşın sırtında
Şehir şehir gezip vatandaşın derdini dinleyen Dervişoğlu, “Bugün ihtiyacımız olan şey yeni tartışmalar, yeni sorun alanları değil, milletin ferasetine duyacağımız güvendir. Vatandaşın dertleri siyasetin umurunda değil ama siyasetin sorunları vatandaşın sırtında” dedi.
Rakiplere tuzak kuruyorlar
REKABETİ KİRLETİYOR...
“Milletimiz, (AKP’ye) samimi desteğinin, ülke ile birlikte sömürüldüğünü gördü. İktidar partisi girdiği ilk seçimin bile çok gerisinde bir oy oranına düştü. Ne yapsa toparlayamıyor. Çünkü vatandaş inancını kaybetti. Bu durumda ne yapıyor. Rakiplerine tuzaklar kurmaya kalkıyor. İlkeli ve hakkıyla yapılması gereken bir rekabeti kirletiyor.
TEHLİKE ÇANLARI...
İYİ Parti bu ve benzeri tuzakları aşarak bugüne gelmiş bir parti. Ne olup bittiğini, ne amaçlandığını bizden daha iyi görebilecek kimse yok. Görüyoruz ve diyoruz ki, millet iradesini yok sayacak hiçbir adıma tevessül etmeyin. Bugün rakibinize zarar verdiğinizi düşünseniz de bu yol olur ve sizin için de tehlike çanları çalmaya başlar.
EGEMENLİK MİLLETİN...
Cumhuriyetimizin temelinde ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ şiarı var. Egemenlik hakkını milletinden ya da milletin yetki verdiği kurumlarımızın elinden alırsanız, işte o zaman en büyük gücü, millet iradesini karşınızda bulursunuz. Kaldı ki aynı irade, haksızlığa uğradığını düşünerek Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının da önünü açan iradedir.
Saltanat değil Cumhuriyet istiyoruz
Dervişoğlu, Türkiye’de yaşanan darbeleri hatırlattı ve şunları söyledi: “Unutmayalım, 1961’de Yassıada’da verilenler de yargı kararıydı. Millet bugün bu kararları kabul ediyor mu? 1971 muhtırasının kırdığı kalemler de yargı kararıdır. 12 Eylül’de yapılanlar, partilerin kapatılması, hapisler, davalar, yasaklar, zindanlar, hepsi birer yargı kararıydı. Ve hepsinin açtığı yaraların izleri, bedenlerimizde, ruhlarımızda duruyor.”
“Daha yakın tarihe bakın. Sayın Erdoğan’a bir şiir okudu diye verilen ceza da mahkemeden çıkmış bir karardı. ‘Muhtar bile olamaz’ dedikleri Recep Tayyip Erdoğan 24 seneden beri bu memleketi yönetiyor. İtiraz ettiğimiz, siyaset yapma hakkının ve millet iradesinin yok sayılmasıdır. Millet dün Sayın Erdoğan’a nasıl hakkını iade ettiyse, bundan sonra da haksızlığa uğrayana hakkını iade edecektir. Bu sebeple İYİ Parti olarak tarafımız da duruşumuz da nettir, bellidir. Biz bir kayyum cumhuriyeti, vesayet demokrasisi istemiyoruz. Biz, bir kişiye biat etmişlerin, birkaç hâkimin, bürokratın, danışmanın değil, milletin sözü üstün olsun istiyoruz. Siyaseti mahkemelerin değil, sandığın belirlediği bir Türkiye istiyoruz. Saltanat değil, Cumhuriyet istiyoruz!”

Derin devlet imasına yanıt:
Devlet karanlıklarda değil hukukta aranır
“Butlan kararının ardından bir devlet aklı var diyenler oldu. Derin devlet imasında bulunanlar oldu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye sorduğumuz İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu şunları söyledi: “
“Bakın Saygı Bey, millet olmanın temelinde ortak bir ahlak vardır. Bu ahlak yerleştiği zaman da kanunlar ortaya çıkar. O kanunların uygulanmasıyla da devlet meydana gelir. Yani devlet dediğiniz mekanizma, vatandaşı huzur ve güven içinde yaşatacak mekanizmadır. Bunun dışında devlet aramanın, uydurmanın manası yok. Elbette devletler sigorta olabilecek kurum ve kuruluşları meydana getirebilirler. Ama bunun adını derin devlet koymak, hele de böyle bir hukuksuzluğu, derin devlet imalarıyla beslemeye çalışmak ayıptır.
Bu adaletsizliğin ardına devlet kelimesini yerleştirenlere bakmayın siz. İlla da derinlerde bir şey aranıyorsa, orada, o nizamın asıl sahibi olan millet vardır. Biraz daha derine bakarsanız, orada da o milleti vücuda getiren ortak ahlakı görürsünüz.
Bunun dışında başka bir derinlik uydurmaya kalkanlara dikkatli bakarsanız, orada milletin aklı değil, birilerinin zaafları vardır. Sırları, yetkileri ve imtiyazları, kibirle, açgözlülükle, kinle kirletenler vardır. Bir devletin derini olmaz, hukuku olur. Bir devletin aklı, derinlerde ya da karanlıkta değil; kanunlarda, kurumlarda, milletin rızasını almada ve millete hesap vermede aranır.”

Özgür Özel’e operasyon
Son günlerde bazı iddialar dolaşıyor ortada. Mutlak butlan adımından sonra Özgür Özel ve bir grup CHP yöneticisinin dokunulmazlığının kaldırılacağı ve tutuklanacakları fısıldanıyor. Kulislerdeki bu konuşmaları hatırlattığımız İYİ Parti lideri şunları söyledi:
“Cumhur koalisyonu, yönetemediği ülkemizde öyle adımlar attı ve atıyor ki artık neye şaşıracağımızı şaşırdık. Bu duyguya rağmen, umar ve dilerim ki böyle bir adım atılmaz. Çünkü bu her şeyden önce toplumsal barışı bozar. Milleti kamplara ayırmaktan kazanç uman Cumhur koalisyonunun anlaması gereken şu; Türk Milleti çok sabır gösterdi. Ve artık sabrının sonuna geldi. Toplumsal barışı, huzuru tehdit edecek böyle bir hamle Türkiye’ye büyük sıkıntılar yaşatır. Milletimizin selameti, her faninin şahsi menfaatinin üzerindedir.”
Sonrası totaliter rejim
“Safımız Cumhuriyet ve demokrasi. Safımıza gelen buyursun gelsin” diyen Dervişoğlu’na, bunun muhalefet partilerine bir davet olup olmadığını soruyorum. Şöyle diyor: “Partilere değil, milletimize bir davettir. Bizim çabamız, Cumhuriyet ve milletimizin menfaati gibi asgari müşterekleri, azami mutabakata dönüştürme çabasıdır. Bu hukuksuzluğu ve adaleti çevreleyen ablukayı dağıtmak için güç birliği çağrısıdır. Gerçeği görmek ve onun için omuz omuza vermek çağrısıdır. Bu iktidarın keyfiliğinde bir adım sonrası totaliter bir rejim, milletimiz için de sefalettir. Buna izin vermemek için hep birlikte ‘Yeter söz milletin’ deme çağrısıdır.
Selden kütük kapma peşinde asla olmayız
Siyasette yaşananların İYİ Parti’nin oylarına olumlu yansıyabileceği değerlendirmeleri var. Dervişoğlu ise “Böyle bir değerlendirmeyi de, böyle bir beklentiyi de zul sayarım” diyor ve şu açıklamayı yapıyor:
“Hiçbir partinin çıkarı da milletimizin selameti, huzuru ve refahından kıymetli değildir. Biz selden kütük kapma peşinde siyaset yapmıyoruz. Bu meseleyi sadece CHP’nin meselesi görmüyor, demokrasi, hürriyet ve adalet meselesi olarak bakıyoruz. Böyle bakan bir siyasi kadronun, şunlar şunlar olsa da bizim oyumuz artsa diye düşünmesi söz konusu bile olamaz. Elbette milletimizin teveccühüne mazhar olmak için çalışıyoruz. Ancak, milletimiz için kriz olabilecek hiçbir gelişmeye, sırf bize kazandıracak diye sessiz kalamaz, haksızlık karşısında susarak dilsiz şeytan olamayız.”

Saygıyı da tebriği de hiç hak etmiyorlar
Müsavat Dervişoğlu, CHP ziyaretinde “Ben gücünü milletten almayan hiç kimseyi siyasi muhatap kabul etmem” dedi. Kendisine, “Bu Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığını tanımadığınız anlamına mı geliyor?” diye soruyorum. Yanıtı şöyle oluyor: “Meseleye isimler üzerinden değil, ilkeler ve demokrasi penceresinden bakıyorum. Bir makamı hak etmenin yolu yasalarla, ahlaki ve demokratik değerlerle bellidir. Biz geçmişte benzer durumu yaşadık. Delegenin iradesine rağmen, iktidarla mahkemeler üzerinden hukuku çiğnediler, 10 yıl önce siyasete ilk kayyumu atadılar. Son sözü milletimiz, siyasi partilerde de delegeler söyler. Bunu çiğnerseniz, tebriki de saygıyı da hak etmezsiniz.”

Bu iktidar artık raf ömrünü tamamladı
DERVİŞOĞLU “Vatandaşımızı ilgilendiren her konuda, her alanda varız ve olacağız” diyor ve şöyle devam ediyor:
“Bugün yaratılan yapay gündem de olsa, vatandaşımız konuşuyorsa, elbette biz de konuşacağız. Ama asıl konuşulması gerekenleri ıskalamayacağız. Bu, iktidarın tuzağına düşmek olur. Emekli maaşları, asgari ücret, taban fiyatlar, genç işsizlik konuşulmasın istiyorlar. Konuşulmayınca sorunun ortadan kalktığını düşünüyorlar. Türkiye bu sorunlardan, bir seçim daha kazanmanın planlarını yapıp, tuzaklar kuran iktidarla değil, milletin refahı için hesap yapan, adım atan iktidarla kurtulur. Bu iktidar raf ömrünü tamamlamıştır. Milletin hakemliği şarttır.”
Türk milleti sandıkta gereğini yapacaktır
İl il gezen, halkı dinleyen Dervişoğlu’na sokakta gördüğü manzarayı soruyorum şu yanıtı veriyor: “Türk milleti en çaresiz zamanlarda bile yol açmayı başarabilmiş bir millettir. Evet sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Umudumuzu yaralayacak olaylara tanık oluyoruz. Ama bilinmesini isterim ki, Türk milletinin yeni bir yol açacak evlatları ve bu karanlığı dağıtacak kadroları vardır. Bazen daha yukarı sıçrayabilmek için dibe vurmak gerekir. İşte tam da o günlerdeyiz. Türk milleti bu sarmaldan daha güçlü çıkacak emin olun. Kötülük yenilecek, iyilik kazanacak. Milletimizde o kararlılığı görüyorum. İlk sandıkta gereğini yapacak, faturayı önlerine koyacak.”