Japonya'da her yıl binlerce aile, çocuklarının tleefonunu ve cüzdanını evde bırakıp kaybolduklarını fark ederek uyanıyor. +90'da yer alan 21 yaşındaki Makiko'nun hikayesi, 'Johatsu'nun en çarpıcı örneklerinden biri. 4 yıl önce ailesine sadece kısa bir veda notu bırakarak evden çıkan genç kız; cep telefonunu, cüzdanını ve hatta anahtarlarını pencere pervazında bırakıp sırra kadem bastı. Ailesi hala onun odasını bıraktığı gibi tutuyor ancak Japon yasaları nedeniyle elleri kolları bağlı.

"KAYBOLMA HAKKI" YASALARLA KORUNUYOR

Pek çok ülkede bir kişinin eşyalarını bırakıp aniden kaybolması polisin anında harekete geçmesi için yeterliyken, Japonya'da durum oldukça farklı. Ortada bariz bir suç veya kaza şüphesi yoksa, polisin olayla ilgilenme yetkisi bulunmuyor.

Bankalar ve GSM operatörleri, kişinin rızası olmadan konum veya işlem bilgisini ailelerle bile paylaşmıyor. Savaş sonrası anayasa ile güvence altına alınan bireysel özgürlükler, insanların izini kaybettirip yeni bir hayata başlama hakkını yasal bir zemine oturtuyor.

KAÇMALARINA YARDIM EDENLER DE VAR

Bu fenomen Japonya'da o kadar yaygın ki, insanların gizlice taşınmasına ve izini kaybettirmesine yardımcı olan şirketler bile var. Birkaç bin euro karşılığında çalışan "Gece Nakliyecileri", müşterilerinin eşyalarını gizli konumlara taşıyor ve onlara yeni bir kimlikle yeni bir hayatın kapılarını aralıyor.

BU YÜZDEN "BUHARLAŞIYORLAR"

Japon toplumundaki ağır utanç kültürü ve başarısızlığın affedilmemesi, 'Johatsu'nun ana tetikleyicisi olarak görülüyor. Kumar veya iş hayatındaki başarısızlık sonucu oluşan borçlar; aile içi şiddet, okulda zorbalık veya iş yerindeki ağır stres, "Gruba uyum sağlama" zorunluluğu bireysel mutluluğun önüne geçtiğinde, kaçış tek çare olarak görülüyor.

KAÇIP KAÇIP ORAYA GİDİYORLAR

Eski hayatından kaçanların sığındığı adreslerden biri de Osaka'daki Kamagasaki Mahallesi. Burası kimsenin kimlik sormadığı, yoksulluğun ve "buharlaşanların" gizlendiği bir yer altı sığınağı gibi. 21 yıldır kardeşleriyle tüm bağını kesen 63 yaşındaki bir adam, durumu "Siz kendi hayatınızı yaşayın, ben de kendiminkini dedim ve tüm bağlantımı kestim. Yalnız öleceğim ama özgürüm" diye anlatıyor.