Son 10 yılda yaklaşık yüzde 70 küçülen gölü yeniden beslemek için Rupsho Kharnak buzul deresinden yararlanılıyor. Yaz aylarında derenin debisi en yüksek seviyeye ulaştığında günde yaklaşık 320 milyon litre suyun sisteme alınabileceği hesaplanıyor.

SUYUN YÖNÜNÜ GÖLE ÇEVİRDİLER

Tso Kar'a yaklaşık 11 kilometre uzaklıktaki buzul deresinden gelen su, daha önce bölgeden geçerek İndus Nehri'ne doğru akıyordu. Hazırlanan projeyle bu suyun bir bölümü doğal eğimden yararlanılarak Tso Kar yönüne çevrildi.

Bölgenin hassas yapısına zarar vermemek için başlangıçta düşünülen 11 kilometrelik beton kanal planından vazgeçildi. Bunun yerine toprak kanallar ve arazinin doğal eğimi kullanıldı. Su önce 270 dönümlük doğal bir çukurda toplanıyor, ardından 24 ve 10 dönümlük iki ayrı alana aktarılıyor. Son noktadan sonra ise Tso Kar Gölü'ne ulaşıyor.

Çalışmalar kapsamında suyun yönlendirilmesine başlandı. 14 Eylül itibarıyla saniyede yaklaşık 566 litre su ilk bölüme aktarılırken, sadece dört gün içerisinde buradaki alanın yaklaşık yüzde 20'sinin suyla kaplandığı açıklandı. Projenin tam kapasitesinde ise yaz döneminde günlük 320 milyon litreye kadar buzul suyundan yararlanılması hedefleniyor.

Kaynak olarak ekle

11 BİN DÖNÜMDEN 3 BİN 200 DÖNÜME GERİLEDİ

Tso Kar Gölü geçmişte yaklaşık 11 bin dönümlük bir alana yayılıyordu. Ancak su seviyesindeki gerilemeyle birlikte gölün kapladığı alan yaklaşık 3 bin 200 dönüme kadar düştü. Suyun çekildiği geniş bölgelerde kurak arazi ortaya çıkarken göl çevresindeki otlaklar da büyük ölçüde kayboldu.

Bu durum yalnızca gölü değil, çevresindeki yaşamı da etkiledi. Bölgede Paşmina keçisi yetiştiren bazı çobanların otlak bulabilmek için hayvanlarını evlerinden 50 ila 75 kilometre uzağa götürmek zorunda kaldığı belirtiliyor. Göçmen kuşların bölgeye gelişinde de ciddi azalma yaşandı.

Projeyle yalnızca Tso Kar'ın yeniden suyla buluşması hedeflenmiyor. Göl yolunda oluşturulacak üç yeni tatlı su alanının toplamda yaklaşık 1 milyar 230 milyon litre su tutması bekleniyor. Yetkililer, buzul suyunun tamamından yararlanılması halinde gölün yaklaşık bir yıl içerisinde önemli ölçüde toparlanabileceğini öngörüyor.