Mezar, Orta İtalya'daki antik Etrüsk kenti Vulci'nin Polledrara nekropolünde bulundu. MÖ 7. yüzyılın sonlarına tarihlenen yapı, 2026 yılı kazılarında daha önce tamamen araştırılmamış büyük bir mezar höyüğünde yürütülen çalışmalar sırasında gün yüzüne çıkarıldı. Keşif 22 Eylül'de İtalyan arkeoloji yetkilileri tarafından duyuruldu.
YAĞMACILARDAN GERİYE KALANLAR ŞAŞIRTTI
Üç ayrı mezar odasından oluşan yapının 20. yüzyıl boyunca kaçak kazılar nedeniyle birçok kez zarar gördüğü belirlendi. Ancak mezarın tavanı ve bazı bölümlerinin çökmesi, yağmacıların ulaşamadığı eserlerin enkazın altında korunmasını sağladı. Arkeologlar, bazı buluntuları 2 bin 600 yıl önce bırakıldıkları konumda buldu.
Kazılarda altın ve bronz levhaların yanı sıra silahlar, savaş arabası parçaları, kemik ve fildişinden yapılmış eşyalar ortaya çıkarıldı. Atina ve Korint'te üretilmiş Yunan seramikleri ile Etrüsklere özgü siyah bucchero kapların da mezara bırakıldığı tespit edildi.
Buluntular arasında en dikkat çekici parçalardan biri ise nadir şekilde günümüze ulaşan bir kadın ayakkabısı oldu. Araştırmacılar, yalnızca ayakkabının bulunmasının mezarda yatan kişinin kimliğini belirlemek için yeterli olmadığını ancak kişisel eşyanın mezardaki insanların yaşamına ilişkin sıra dışı bir iz sunduğunu belirtiyor.

2 BİN 600 YILLIK ZİYAFETİN İZLERİ DE KALDI
Yan odalarda yapılan incelemelerde dönemin seçkinlerinin yemek ve içki törenlerinde kullandığı çok sayıda eşya bulundu. Bronz bir üçayak, lamba, sürahiler, büyük karıştırma kapları ve farklı içki kaplarının bir kısmının orijinal yerlerinde kaldığı belirlendi. Eserlerin hem yerel üretimlerden hem de Akdeniz'in farklı bölgelerinden gelen ürünlerden oluşması, Vulci'nin geniş ticaret bağlantılarına sahip olduğunu gösteriyor.
Yeni mezarın, bölgede 1839'da keşfedilen ünlü İsis Mezarı'nın daha iyi anlaşılmasına da yardımcı olabileceği düşünülüyor. Benzer döneme ait iki mezardaki eserlerin karşılaştırılmasıyla Etrüsk aristokrasisinin cenaze törenleri ve Akdeniz'deki ticari bağlantıları hakkında yeni bilgilere ulaşılması hedefleniyor.
Kazıların tamamlanmasının ardından mezar, kalıntıların korunması amacıyla yeniden örtüldü. Araştırmacılar 2027'de bölgeye dönerek kazılara devam edecek.