Market raflarında gördüğümüz o plastik sürpriz yumurtaların hikayesi, aslında bir bakkal reyonunda değil, Rus Çarlarının görkemli saraylarında başladı. Bugün çocukların heyecanla açtığı o tasarımın kökeninde, dünyanın en pahalı ve en nadide mücevherleri yatıyor: Fabergé Yumurtaları.
AŞKIN GÖSTERGESİYLE BAŞLAYAN SERVET
Her şey 1885 yılında Rus Çarı III. Aleksandr’ın, eşi Maria Fyodorovna’ya unutulmaz bir Paskalya hediyesi vermek istemesiyle başladı. Saray kuyumcusu Peter Carl Fabergé’ye verilen görev şuydu: "Öyle bir şey yap ki, dışı mücevher, içi ise sürpriz dolu olsun!"
O kadar beğenildi ki, bu gelenek 50 yıl boyunca babadan oğula geçerek devam etti. Ancak bu yumurtalar öyle her yerde bulunmuyor; toplamda sadece 50 adet üretildiler.
3 DAKİKA BİTMEDEN 1 MİLYAR 350 MİLYON TL KAZANDIRDI
Geçtiğimiz günlerde Christie’s müzayede evinde yaşananlar dünya basınında şok etkisi yarattı. Fabergé ustalarının en nadide eseri olan “Winter Egg (Kış Yumurtası)”, sadece 3 dakika süren bir teklif savaşı sonunda tam 30,2 milyon dolara (yaklaşık 1 milyar 350 milyon TL) satıldı.
BU KADAR PAHALI OLMASININ DA BİR SEBEBİ VAR
Fabergé yumurtasının bu kadar pahalı olmasının tabii ki kendine göre nedenleri var. Şeffaf kaya kristalinden oyulan yumurta, adeta donmuş bir su damlası gibi görünüyor. Üzerinde tam 4.500 adet elmas ve platin kar tanesi motifi işli. Bunlar da yetmezmiş gibi yumurta açıldığında içinden beyaz kuvars, yeşim ve nadide taşlardan yapılmış minyatür bir çiçek sepeti çıkıyor.
KAYIP YUMURTALAR İÇİN ARAYIŞ SÜRÜYOR
Fabergé’nin ürettiği 50 imparatorluk yumurtasından bugün sadece 46 tanesi biliniyor. Rus Devrimi sırasında kaybolan diğer 4 yumurta ise hala bir yerlerde keşfedilmeyi bekliyor. Kim bilir, belki de bir antikacıda ya da tozlu bir tavan arasında duran o "eski metal parça", aslında milyon dolarlık bir hazinedir!
SÜRPRİZ YUMURTALARIN GERÇEK ATASI
Bugün çikolata markalarıyla özdeşleşen "dışı kabuk, içi sürpriz" mantığı, tamamen bu asil geleneğin modern ve ulaşılabilir bir taklidi. Yani çocuğunuza aldığınız o küçük çikolata, aslında bir Rus Çarının eşine duyduğu büyük aşkın ve ince sanat anlayışının 140 yıllık bir yansıması.