Modern dünyanın kullandığı bilgisayarlardan uçaklara, elektrikli araçlardan rüzgar türbinlerine kadar pek çok teknolojinin üretiminde kritik öneme sahip 17 metal bulunuyor. Nadir toprak elementleri (REE) olarak bilinen bu metaller, adlarının aksine Dünya'da sanıldığı kadar az değil. Asıl sorun, onları ekonomik ve çevreye daha az zarar veren yöntemlerle çıkarabilmek.

Bilim insanlarının son yıllardaki araştırmaları ise dikkat çekici bir kaynağa işaret ediyor: Yıllardır atık olarak görülen kömür külü.

Kömür yakıldıktan sonra geriye kalan külün içerisinde, kullanılabilir miktarlarda nadir toprak elementleri bulunduğu ortaya çıktı. Üstelik bazı araştırmalar, bu atıkların içerdiği potansiyel kaynak değerinin milyarlarca dolara ulaşabileceğini gösteriyor.

Nadir toprak elementlerinde Çin hakimiyeti

Nadir toprak elementleri; güneş panellerinden bataryalara, rüzgar türbinlerinden tıbbi cihazlara ve savunma sanayisine kadar çok geniş bir alanda kullanılıyor.

Bu nedenle söz konusu metaller yalnızca teknoloji sektörü için değil, ülkelerin enerji bağımsızlığı ve ulusal güvenliği açısından da stratejik önem taşıyor.

Küresel üretimde ise Çin açık ara önde bulunuyor. Çin'deki madenler dünya nadir toprak elementi üretiminin yaklaşık yüzde 70'ini gerçekleştirirken, ağır nadir toprak elementlerinin işlenmesinde çok daha yüksek bir paya sahip.

Bu tablo, ABD başta olmak üzere birçok ülkeyi alternatif kaynak arayışına yöneltiyor.

Kömür külünün içinden milyarlarca dolarlık hazine çıktı

2024 yılında Teksas Üniversitesi Austin kampüsündeki yerbilimcilerin yaptığı bir araştırma, ABD'deki kömürle çalışan elektrik santrallerinden geriye kalan kömür külünün yaklaşık 100 milyar dolarlık çıkarılabilir nadir toprak elementi içerebileceğini ortaya koydu.

Kaynak olarak ekle

Daha da dikkat çekici olan ise kömür yakıldığında nadir toprak elementlerinin kül içerisinde yoğunlaşabilmesi.

Araştırmalara göre kömürün büyük bölümü yanıp geride kül kaldığında, bu metallerin konsantrasyonu ham kömüre kıyasla 10 kata kadar artabiliyor.

Yani yıllardır depolanan ve çoğunlukla atık olarak değerlendirilen kömür külü, geleceğin kritik maden kaynaklarından biri haline gelebilir.

ABD'de erişilebilir kömür külünde tahmin edilen nadir toprak elementi miktarının 11 milyon ABD tonuna ulaşabileceği ve bunun ülkedeki mevcut yerel rezervlerin yaklaşık sekiz katına denk geldiği belirtiliyor.

Yeni maden açmadan kritik metalleri elde etmek mümkün mü?

Bu potansiyel, bilim insanlarını kömür külünden nadir toprak elementlerini daha verimli biçimde ayırmanın yollarını araştırmaya yöneltiyor.

Avustralya'daki Monash Üniversitesi'nde çalışan mühendisler, kömür külündeki metalleri ayırmak için daha çevre dostu asitlerden yararlanılan yöntemler üzerinde çalışıyor.

Pilot çalışmalarda, kömür külündeki 17 nadir toprak elementinin tamamının yaklaşık yüzde 90 oranında geri kazanılabildiği bildirildi.

Monash Üniversitesi kimya mühendisi Sankar Bhattacharya, çalışmanın öneminin yalnızca kritik minerallerin elde edilmesinden ibaret olmadığını, aynı zamanda çevresel atıkların azaltılmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

Araştırmacılara göre yöntem ticari ölçekte uygulanabilir hale gelirse yalnızca kömür külü değil, elektronik atıklar ve madenlerden geriye kalan atık malzemeler de potansiyel hammadde kaynağına dönüşebilir.

Monash Üniversitesi'nden sürdürülebilir kaynak geri kazanımı mühendisi Bennet Thomas ise yaklaşımın temel avantajını, yeni madenler açmak yerine halihazırda işlenmiş ve depolanan atıkların değerlendirilmesi olarak açıklıyor.

Küresel talebi karşılayabilecek miktarda metal bulunuyor

2025 yılında Journal of Environmental Management dergisinde yayımlanan başka bir araştırma da kömür külünün potansiyeline dikkat çekti.

Araştırmacılar Ruchi Agrawal ve Arthur Ragauskas, dünya genelindeki kömür külünün her yıl 300 bin ABD tonundan fazla nadir toprak elementi sağlayabilecek potansiyele sahip olduğunu hesapladı.

Araştırmacılara göre bu miktar, küresel talebi aşabilecek seviyede olabilir.

Ancak önlerinde önemli bir engel bulunuyor: Bu metalleri atıktan çıkarmak sanıldığı kadar kolay değil.

Geleneksel yöntemlerde düşük geri kazanım oranları ve işlem sonrasında ortaya çıkabilen toksik atıklar önemli sorunlar arasında yer alıyor.

Bilim insanları daha temiz yöntemlerin peşinde

Bu nedenle araştırmacılar farklı yöntemleri aynı anda test ediyor.

Bunlar arasında çevreye daha az zarar vermesi hedeflenen "yeşil" liç yöntemleri, elektrokimyasal ekstraksiyon ve mikroorganizmaların ürettiği metabolitlerden yararlanan doğa temelli yöntemler bulunuyor.

Kuzeydoğu Üniversitesi'ndeki araştırmacılar ise kömür atıklarını ön işleme tabi tutarak geleneksel yöntemlerin verimini artırmaya çalışıyor. Hedef, nadir toprak elementlerinin geri kazanım oranını üç kata kadar yükseltmek.

Bir başka yöntem ise doğrudan doğadan yardım alıyor: fitomadencilik.

Bu yöntemde bazı "hiperakümülatör" bitkilerin dokularında nadir toprak elementlerini biriktirme özelliğinden yararlanılması amaçlanıyor.

Asıl soru: Bu atıklar gerçekten madene dönüşebilecek mi?

Kömür külünden nadir toprak elementi elde edilmesi fikri ekonomik açıdan son derece cazip görünse de henüz çözülmesi gereken önemli sorunlar var.

Kullanılan yöntemin çevresel etkisi, ihtiyaç duyduğu enerji ve kaynak miktarı, büyük ölçeğe taşınabilirliği ve elde edilen metallerin maliyeti belirleyici olacak.

Bilim insanlarının önündeki hedef ise oldukça net: Yeni madenler açmadan, yıllardır atık olarak biriken malzemelerden kritik metalleri geri kazanmak.

Eğer bu yöntemlerden biri ekonomik ve çevresel açıdan sürdürülebilir hale gelirse, bugün değersiz görülen kömür külü geleceğin stratejik hammadde kaynaklarından birine dönüşebilir.

Belki de dünyanın kritik metalleri için aradığı yeni madenler, yerin altında değil; yıllardır çöplüklerde bekleyen atıkların içinde.