Kartpostallarda adeta suyun üzerinde süzülüyormuş gibi görünen İtalya’nın dünyaca ünlü tarihi şehri Venedik, aslında insanlık tarihinin en karmaşık ve dahi mühendislik çözümlerinden birine ev sahipliği yapıyor. 

UNESCO verilerine göre temelleri 5. yüzyılda, Roma İmparatorluğu'nun çöküş dönemindeki istilalardan kaçan anakara sakinlerinin lagün adalarına sığınmasıyla atılan bu eşsiz kent, yüzyıllar içinde 118 küçük adanın birleştirilmesiyle 10. yüzyılın en büyük deniz güçlerinden birine dönüştü. Ancak bu görkemli sarayların ve kiliselerin altında, bataklık çamurunu sağlam bir zemine dönüştüren devasa bir mühendislik sırrı yatıyor.

ŞEHRİN ALTINDA ÇÜRÜMEYEN AHŞAPLAR VAR 

Venedik’in sığ sulardaki çamurlu ve dengesiz zemin üzerinde ayakta kalabilmesi için inşaatçılar, öncelikle lagünün dibine milyonlarca ahşap kazık çaktılar. Yan yana çakılan bu kazıklar, alt katmandaki kili ve çamuru sıkıştırarak binaların ağırlığını taşıyabilecek sağlam bir taban oluşturdu. Kazıkların üzerine yatay ahşap plakalar ve ardından taş katmanları yerleştirilerek binaların yükseleceği platformlar hazırlandı.

Bu sistemde kullanılan meşe, çam, kızılağaç, karaçam ve göknar gibi ağaçların suyun altında oksijensiz kalması, çürümelerini neredeyse tamamen engelledi. Bilimsel araştırmalar, bu kazıkların tamamen taşlaşmadığını ancak su altında hava ile temas etmedikleri için asırlardır yapıları başarıyla taşıdığını gösteriyor. 

Kaynak olarak ekle

NEME DİRENEN TAŞLAR KULLANILDI 

Suyun içinden yükselen yapıların inşasında Venedikliler, nemin yıkıcı etkisine karşı son derece stratejik malzemeler seçtiler. Binaların suya temas eden alt kısımlarında, su emme özelliği son derece düşük olan beyaz renkli İstria kireç taşı kullanıldı. 

Bu özel taş, ahşap temeller ile tuğla duvarlar arasında adeta bir yalıtım bariyeri görevi görerek nemin yukarı tırmanmasını engelledi. Duvarlarda kullanılan hafif tuğlalar ise yapıların ağırlığını azaltırken, harcın esnek yapısı binaların zemindeki küçük hareketlere zarar görmeden uyum sağlamasına imkan tanıdı.

1987 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan Venedik, tek bir buluşun değil; kazıkların, taşların, kanalların, gelgitlerin ve sarnıçların kusursuz bir uyum içinde çalıştığı bütünsel bir kentsel sistemin ürünüdür. Orta Çağ mühendisliğinin doğayla mücadelesini ve suya uyum sağlama becerisini en üst düzeyde sergileyen Venedik, bugün de mühendislik dünyasına ilham vermeye devam ediyor.