Denizli’de Türk kültürü ve inancına ait kültür varlıklarını araştıran Ümit Şıracı, Kale ilçesinin kırsalında yaptığı saha çalışmalarında Ata kültü izleri ve mezarların üzerine dikildiği belirtilen, insan biçimli ‘taş baba’ heykelleri buldu. Kent genelinde yaklaşık 17 yıldır saha araştırmaları gerçekleştiren Şıracı, daha önceki çalışmalarında da Türklere ait kaya resimleri, Göktürk harfleriyle yazılmış yazıtlar ve yüzlerce başka kültür mirasını kayıt altına aldı. Genellikle Altay Dağları’nda ve Türkistan coğrafyasında rastlanan insan biçimli taş heykellerin Denizli’de tespit edilmesi, bölgenin kültürel geçmişine ilişkin dikkat çekici bir bulgu olarak değerlendiriliyor.

Ümit ŞIRACI

ANADOLU’DAKİ TÜRK VARLIĞINA İLİŞKİN İZLER

Taş babaların Denizli’de bulunmasının, Anadolu’nun Türk kültürü ve tarihiyle ne denli yoğun biçimde ilişkilendiğini gösteren maddi kültür unsurlarından biri olduğunu ifade eden Şıracı, buluntuların Altaylardan Anadolu’ya uzanan kültürel bağlantılara ilişkin değerlendirmeler açısından önem taşıdığını söyledi.

Şıracı, “Altaylardan başlayıp bütün Türkistan coğrafyasında görmeye alışık olduğumuz insan biçimli taş heykeller, Anadolu’nun en batısında, Denizli’de de karşımıza çıkıyor. Bu durum, Anadolu topraklarının Türk kültürü ve tarihiyle ne denli yoğun biçimde sarılıp sarmalandığının dikkat çekici maddi izlerinden biri olarak değerlendirilebilir” dedi.

“MEZAR TAŞLARI GEÇMİŞE AÇILAN KAPILAR”

Türklerin kadim tarihini, inançlarını ve yaşam biçimini anlamak açısından mezar taşları ve insan biçimli taş heykellerin önemli maddi kültür unsurları olduğunu belirten Şıracı, bu yapıların yalnızca mezarda bulunan kişiye ilişkin bilgi vermediğini ifade etti.

Kaynak olarak ekle

Şıracı şöyle konuştu:

“Savaşçı bir topluluk olan Türklerin kadim tarihini, inançlarını ve yaşam biçimini anlamak isteyen herkes için Türk mezar taşları ve insan biçimli taş heykeller son derece önemli maddi kültür unsurlarıdır. Çünkü mezar taşları yalnızca altında yatan kişinin kim olduğunu anlatmaz. Bu kutsal taşlar aynı zamanda o kişinin ait olduğu toplumun dünyasına, kimliğine, inançlarına ve tarihsel hafızasına açılan birer kapıdır.”

TAŞLARA İŞLENEN KÜLTÜREL HAFIZA

İnsan biçimli taş heykeller ile balbalların yalnızca ölen kişiye ilişkin birer işaret olmadığını, aynı zamanda ait oldukları toplumların geçmişini ve kültürel hafızasını yansıttığını söyleyen Şıracı, bu unsurların toplumların yaşam anlayışına ilişkin izler taşıdığını belirtti.

Şıracı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnsan biçimli taş heykeller ve balballar, sadece ölen kişinin değil; ait oldukları toplumun tarihsel geçmişinin, yaşam anlayışının ve kültürel hafızasının da taşlara kazınmış özüdür.

Altaylardan Türkistan’a, oradan Anadolu’nun en batı ucuna kadar uzanan bu taş izler, bize geçmişin sandığımızdan çok daha geniş bir coğrafyada birbirine bağlandığını fısıldıyor.”

17 YILLIK SAHA ÇALIŞMASININ YENİ DURAĞI

Şıracı’nın Kale ilçesi kırsalında gerçekleştirdiği tespitler, Denizli’de yıllardır sürdürülen saha araştırmalarına yeni bulgular ekledi. Daha önce kaya resimleri, Göktürk harfleriyle yazılmış yazıtlar ve çeşitli kültür varlıklarını kayıt altına alan Şıracı’nın yeni buluntuları, insan biçimli taş heykellerin Anadolu’daki varlığı ve kültürel bağlamına ilişkin araştırmalar açısından da yeni bir başlık oluşturdu.