Venezuela hükümeti ile muhalif gruplar, İngiltere Merkez Bankası'nda tutulan yaklaşık 31 ton altın da dahil olmak üzere yurt dışında dondurulmuş Venezuela varlıklarının kullanıma açılması konusunda görüşmeler yürütüyor. ABD'nin arabuluculuğunda sürdürülen müzakerelerde, söz konusu rezervlerin haziran ayında meydana gelen depremlerin ağırlaştırdığı sosyal ve ekonomik sorunların giderilmesinde kullanılması gündemde.
Venezuela'ya ait yaklaşık 31 ton altının İngiltere Merkez Bankası kasalarında tutulduğu biliniyor. Değeri 2 milyar doların üzerinde olan rezerv, yıllardır Venezuela'daki siyasi güç mücadelesinin merkezinde yer alıyor. Altının kimin kontrolünde olacağı konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, İngiliz mahkemelerinde uzun süren davalara da konu oldu.
ALTININ KONTROLÜ YILLARDIR TARTIŞMA KONUSU
Venezuela'daki siyasi değişimler, ülkenin yurt dışındaki rezervlerinin hukuki statüsünü de karmaşık hale getirdi. 2015 yılında seçilen Ulusal Meclis'in görev süresinin sona ermesi ve 2023'ün başlarında muhalefetin oluşturduğu geçici hükümetin feshedilmesinin ardından, yurt dışındaki varlıkların yönetimi Dinorah Figuera başkanlığındaki 2015 Ulusal Meclisi Varlık Yönetimi ve Koruma Komisyonu'na bırakıldı.
İngiliz yargısı da Venezuela Merkez Bankası'nın yurt dışındaki varlıklarının yönetimine ilişkin davalarda bu temsil yapısını dikkate aldı. Bu nedenle altının geleceği yalnızca Venezuela hükümetinin vereceği bir karara bağlı değil. İngiltere'deki hukuki süreçler ve uluslararası yaptırımlar da belirleyici durumda.
ASIL RİSK ALTININ ÇALINMASI DEĞİL, REZERVLERİN ERİMESİ
Venezuela yönetiminin Londra'daki kasalara fiziksel olarak müdahale ederek altını alması mümkün değil. İngiltere Merkez Bankası İngiliz hukukuna tabi olduğu için Caracas yönetiminin tek taraflı bir transfer gerçekleştirme yetkisi bulunmuyor.
Asıl riskin ise altının fiziksel olarak kaybolmasından çok, siyasi ve ekonomik baskılar nedeniyle rezervlerin kontrolsüz biçimde kullanılması olduğu değerlendiriliyor.
Özellikle altının aceleyle satılması, mevcut kamu harcamalarının finansmanı veya döviz piyasasının desteklenmesi amacıyla kullanılması halinde Venezuela'nın uzun vadeli stratejik rezervlerinin önemli ölçüde azalabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle olası bir anlaşmada altının doğrudan satılması yerine rezervin teminat olarak kullanılması ve karşılığında uzun vadeli finansman sağlanması seçenekleri öne çıkıyor.
ABD'NİN ROLÜ KRİTİK
ABD'nin İngiliz mahkemeleri üzerinde doğrudan bir yargı yetkisi bulunmuyor. Ancak Washington, Venezuela'nın uluslararası finans sistemine erişimi üzerindeki etkisi nedeniyle sürecin en önemli aktörlerinden biri konumunda.
ABD Hazine Bakanlığı'nın yaptırım mekanizmaları, Venezuela altınının uluslararası piyasalarda kullanılmasını veya paraya çevrilmesini önemli ölçüde sınırlandırıyor. İngiltere'deki finansal yaptırım mekanizmalarıyla yürütülebilecek koordinasyon da olası bir anlaşmanın uygulanmasında belirleyici olacak.
Bu nedenle altın rezervlerinin serbest bırakılması yalnızca Venezuela ile İngiltere arasında çözülebilecek bir mesele olarak görülmüyor. ABD'nin tutumu ve uluslararası finans kuruluşlarının yaklaşımı da sürecin önünü açabilecek veya engelleyebilecek unsurlar arasında bulunuyor.
DİNORAH FİGUERA'NIN YETKİSİ SINIRSIZ DEĞİL
Altının yönetimi konusunda adı öne çıkan Dinorah Figuera'nın konumu da yanlış anlaşılmaya açık. Figuera, Venezuela'nın yurt dışındaki varlıklarının yönetimi konusunda İngiliz mahkemeleri tarafından tanınan kurumsal yapının başındaki isimlerden biri olsa da altın üzerinde tek başına tasarruf yetkisine sahip değil.
Olası bir transfer veya finansal işlem için Venezuela Merkez Bankası'nın ilgili yönetim yapıları ile hukuki ve mali onay mekanizmalarının devreye girmesi gerekiyor. İngiliz makamlarının ve mahkemelerinin onayı da sürecin önemli aşamalarından biri olacak.
Dolayısıyla altının kullanıma açılması, tek bir kişinin vereceği kararla gerçekleşebilecek bir işlem değil; birden fazla hukuki ve kurumsal mekanizmanın birlikte çalışmasını gerektiriyor.
ALACAKLARIN TALEPLERİ DE SÜRECİ ZORLAŞTIRIYOR
Venezuela'nın yurt dışındaki varlıkları üzerindeki bir diğer baskı unsuru ise uluslararası alacaklıların talepleri. Venezuela aleyhine daha önce alınmış tahkim ve mahkeme kararları nedeniyle bazı şirketlerin ülkenin yurt dışındaki varlıkları üzerinde hak iddia etmesi, altının serbest bırakılması halinde yeni hukuki sorunların ortaya çıkmasına yol açabilir.
Bu nedenle rezervin İngiltere'den çıkarılması veya doğrudan nakde çevrilmesi, yalnızca siyasi bir anlaşma gerektirmiyor. Aynı zamanda alacaklıların olası müdahalelerine karşı hukuki koruma sağlanmasını da zorunlu kılıyor.
ALTININ SATILMASI YERİNE TEMİNAT OLARAK KULLANILMASI GÜNDEMDE
Uzmanların değerlendirmelerine göre Venezuela açısından en güvenli seçenek, altın rezervini tamamen elden çıkarmak yerine Londra'da tutarak finansman sağlamak olabilir.
Bu modelde altın, uluslararası finans kuruluşlarından alınabilecek kredi veya likidite imkanları için teminat olarak kullanılabilir. Böylece Venezuela hem acil ihtiyaçları için kaynak yaratabilir hem de ülkenin en değerli stratejik rezervlerinden birini tamamen kaybetmemiş olur.
Elde edilecek finansmanın özellikle elektrik şebekesi, su altyapısı ve diğer kritik kamu hizmetlerinin yeniden yapılandırılmasına yönlendirilmesi öneriliyor.
31 TON ALTIN VENEZUELA İÇİN KRİTİK BİR GÜVENCE OLABİLİR
Venezuela'nın Londra'daki altın rezervi bugün doğrudan fiziksel bir tehdit altında olmasa da siyasi belirsizlik, uluslararası yaptırımlar ve alacaklıların talepleri nedeniyle uzun süredir kullanılamıyor.
Olası bir siyasi anlaşma, bu rezervin yeniden Venezuela ekonomisinin kullanımına açılmasının önünü açabilir. Bunun gerçekleşmesi halinde altının hızla satılması yerine, uluslararası denetim altında korunması ve ülkenin yeniden yapılanmasını finanse edecek bir kaldıraç olarak kullanılması önem taşıyor.
Önümüzdeki dönemde asıl mesele, Venezuela'nın 31 ton altını Londra'dan çıkarıp çıkarmayacağı değil, bu rezervi ülkenin elektrik, su ve sosyal altyapısını yeniden inşa etmek için nasıl kullanacağı olacak. Doğru bir hukuki ve finansal çerçeve oluşturulması halinde altın, kısa vadeli harcamaları finanse eden bir kaynak olmaktan çıkarak Venezuela'nın ekonomik toparlanmasının temel güvencelerinden biri haline gelebilir.