Depresyon her zaman yoğun üzüntü veya sürekli ağlama şeklinde kendini göstermeyebilir. Bazı belirtiler, kişi tarafından uzun süre fark edilmeyebilir ve geriye dönüp bakıldığında anlam kazanabilir.

Depresyon yaşayan bazı kişiler, çevreleri tarafından kabul görmek, uyum sağlamak veya sevildiğini hissetmek amacıyla kendi düşünce ve duygularını geri plana atabilir. Bu durum zaman içinde kişinin kendisini ifade etmesini ve ihtiyaçlarını fark etmesini zorlaştırabilir.

Depresyonun daha ağır bir döneme ulaşmasından önce ortaya çıkan bu tür değişiklikler, geriye dönüp bakıldığında erken uyarı işaretleri olarak değerlendirilebilir. Uzun süre devam eden isteksizlik, kendini geri çekme, hiçbir şeyi önemsememe veya ne istediğini bilememe gibi belirtilerin fark edilmesi, kişinin daha erken destek aramasına yardımcı olabilir.

Depresyon belirtilerinin erken fark edilmesi, kişinin yaşadığı sorunları daha erken değerlendirmesine ve gerektiğinde profesyonel destek almasına olanak sağlayabilir.

Depresyon belirtisi gibi görünmeyen 4 işaret

1. Artık hiçbir konuda fikir sahibi olmamaya başlarsınız

Ne yapacağınızı veya nereye gideceğinizi bilmediğiniz zamanlar olması elbette normaldir. Ancak sürekli olarak herhangi bir konuda fikriniz olmadığını söylemeye başlamak, depresyonun gözden kaçabilen işaretlerinden biri olabilir.

Bunu kelimenin tam anlamıyla düşünün: Kendinizi geri çekmek, düşüncelerinizi ifade etmemek ve zamanla kendi sesinizi bastırmak.

Peki insan neden kendi düşüncelerini ifade etmekten vazgeçer?

Bunun nedenlerinden biri reddedilme korkusu olabilir. Düşüncelerimizi açıkça dile getirdiğimizde çevremizdeki insanlar tarafından onaylanmayacağımızdan endişe edebiliriz. Zamanla, farkında olmadan sessiz kalmanın daha güvenli olduğuna karar verebiliriz.

Kaynak olarak ekle

2024 yılında Australian Journal of Psychology dergisinde yayımlanan bir çalışma, kendini susturma davranışının farklı kültür ve cinsiyet gruplarında depresyonla bağlantılı olduğunu ve bu ilişkinin zaman içinde birbirini güçlendirebildiğini ortaya koydu.

Kendimizi ne kadar geri çekersek, çevremizdeki insanların gerçekte kim olduğumuzu anlaması da o kadar zorlaşabilir.

Çatışmadan kaçınmak kısa vadede daha rahat hissettirebilir. Fakat bunun bir bedeli olabilir: İlişkilerimizde kendimizi ifade etmeyi bırakmak ve karşımızdaki kişinin bizi gerçekten tanımasını zorlaştırmak.

Sonra da "Keşke eşim beni anlasaydı" diye düşünmeye başlayabiliriz.

Ancak kendimizi ifade etmediğimiz sürece karşımızdaki kişinin bizi anlamasını beklemek zorlaşır. Daha da önemlisi, zamanla kendimizi anlamakta, kabul etmekte ve olduğumuz gibi sevmekte de güçlük çekebiliriz.

2. Eskiden önem verdiğiniz şeyleri artık önemsememeye başlarsınız

"Umurumda değil" demek, bazen gerçekten bir şeyi önemsemediğimiz anlamına gelir. Ancak daha önce önem verdiğimiz şeylere karşı sürekli olarak ilgimizi kaybetmeye ve her konuda "fark etmez" demeye başladıysak, bunun altında başka bir şey olabilir.

Bazen bir tercihi veya duyguyu ifade etmek yerine "Umurumda değil" demeyi seçeriz. Bunun nedeni, çatışmadan kaçınmak ve çevremizdekilere uyum sağlamak olabilir.

Fakat dışarıdaki çatışmadan kaçınmak, içeride başka bir çatışma yaratabilir. Çünkü aslında bir şeyi önemsiyor olabiliriz; yalnızca bunu dile getirmiyoruzdur.

"Umurumda değil" cümlesi gerçek bir duygudan çıkıp otomatik bir tepkiye dönüştüğünde, kişinin kendi iç dünyasıyla arasındaki bağın zayıfladığı düşünülebilir.

Klinik sosyal hizmet uzmanı Carol Freund da depresyonla birlikte kişinin kendi iç sesiyle bağlantısının zayıflayabileceğini belirtiyor. Bu durum, bedenin ve duyguların verdiği sinyallerle kişinin bilinçli olarak kabul etmeye hazır olduğu şeyler arasındaki kopukluk şeklinde ortaya çıkabiliyor.

3. Aslında ne istediğinizi bilmediğinizi düşünürsünüz

"Ne istediğimi bilmiyorum" cümlesi zaman zaman herkesin kurabileceği bir cümledir. Ancak bu durum sürekli hale geldiğinde, kişinin kendi düşünce ve duygularını bastırmasıyla bağlantılı olabilir.

Ne istediğimizi bilmekte zorlanmamızın nedenleri geçmiş deneyimlerimize kadar uzanabilir.

Çocukluk döneminden itibaren "iyi" ve "kötü" davranışlara ilişkin çeşitli inançlar öğreniriz. Zamanla gerçekten istediğimiz bazı şeylerin, iyi bir insan olmakla ilgili öğrendiğimiz kurallarla çeliştiğini düşünebiliriz.

Böyle durumlarda başkalarının bizi kötü değerlendirmesinden korkarak bazı arzularımızı bastırabiliriz. Bunu uzun süre yaptığımızda ise ne istediğimizi gerçekten duymakta zorlanabiliriz.

2023 yılında Stanford Tıp Fakültesi araştırmacıları tarafından yürütülen bir çalışmada, depresyonun belirli bir alt grubunda hedef belirleme, planlama ve karar verme gibi işlevlerle ilişkili beyin bölgelerinde daha düşük aktivite görüldü. Araştırmacılar, bu bulgunun depresyondaki bazı kişilerin karar verme ve hedeflerine ulaşma konusunda neden güçlük yaşayabildiğini açıklamaya yardımcı olabileceğini belirtti.

Bu nedenle bazen gerçekten ne istediğimizi bilmediğimizi düşünürüz. Oysa arzularımız, yoğun öz eleştiri ve kendimizi geri çekme alışkanlığının altında kalmış olabilir.

Hatta ne istediğimizi fark ettiğimiz halde, buna sahip olamayacağımıza inandığımız için bunu kendimizden bile saklayabiliriz.

4. Her şeyin anlamsız olduğunu hissetmeye başlarsınız

Kendimizi amaçsız veya boşlukta hissetmek de depresyonla birlikte görülebilen önemli bir değişim olabilir.

Güçlü düşüncelerimizi, duygularımızı ve arzularımızı ifade etmekte zorlandığımızda, hayattaki amacımızı da kaybetmiş gibi hissedebiliriz.

Depresyon yaşayan bazı kişiler, hayatlarını gerçekten yaşamaktan çok günlük rutinlerini yerine getiriyormuş gibi hissedebilir.

Depresyon geçiren ergenlerle yapılan görüşmeleri inceleyen bir araştırmada da katılımcıların "sadece rutin işleri yapmak" veya "otomatik pilotta olmak" gibi ifadelerle benzer deneyimleri anlattığı görüldü. Bazıları, kendi hayatları uzaktan yaşanıyormuş gibi hissettiklerini ifade etti.

Bu his, kişinin yaşamıyla arasındaki bağın zayıfladığını düşündürebilir.

İletişim, yaşam kalitemiz açısından önemli bir yere sahiptir. Ancak iletişim yalnızca başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerden ibaret değildir. Kendi düşüncelerimizi, duygularımızı ve ihtiyaçlarımızı fark etmek ve ifade edebilmek de önemlidir.

Kendimizi sürekli olarak geri çektiğimizde, ne istediğimizi söylemekten vazgeçtiğimizde ve önem verdiğimiz şeylere karşı ilgimizi kaybettiğimizde, yaşadığımız değişimleri fark etmek zorlaşabilir.

Bu nedenle depresyon her zaman yalnızca yoğun üzüntü veya sürekli ağlama şeklinde ortaya çıkmayabilir. Bazen kişinin kendi sesini kaybetmesi, hiçbir şeyi önemsemiyormuş gibi hissetmesi, ne istediğini bilememesi ya da hayatını otomatik pilotta sürdürmesi şeklinde kendini gösterebilir.

Bu belirtiler tek başına depresyon tanısı anlamına gelmez. Ancak kişinin kendisinde belirgin ve kalıcı değişiklikler fark etmesi, özellikle de umutsuzluk veya kendine zarar verme düşünceleri eşlik ediyorsa, bir ruh sağlığı uzmanından destek almak önemli olabilir.