Tüm dünyada yükselen konut fiyatları ve ev sahibi olmanın zorlukları tartışılmaya devam ederken, Çinli içerik üreticisi Qiu Zhonghu, kelimenin tam anlamıyla "taşın suyunu sıkan" sıra dışı bir yönteme başvurdu. Klasik bir betonarme konut satın almak ya da arsa üzerine ev inşa etmek yerine, doğanın kucağındaki devasa bir kaya kütlesini gözüne kestiren Zhonghu, tam 15 ay süren akılalmaz bir mühendislik ve sabır öyküsüne imza attı.
SADECE EV ALETLERİ VE SABIRLA BAŞLADI
Projenin başlangıcında elinde yalnızca basit el aletleri ve sarsılmaz bir irade olan Qiu Zhonghu, tonlarca ağırlıktaki sert kayayı milim milim aşındırmaya başladı. Zaman zaman işi hızlandırmak adına ağır iş makinelerinden de yardım alan üretici, kayanın doğal yapısına ve statiğine zarar vermemek için son derece kontrollü bir çalışma yürüttü.
Aylar süren yorucu mesainin ardından dev kütlenin içi; modern bir yatak odası, işlevsel bir mutfak, konforlu bir oturma alanı ve şık bir banyoyu içine alacak şekilde bölümlere ayrıldı.
DIŞI İLKEL DOĞALLIK İÇİ MODERN KONFOR
Bu sıra dışı mağara evini benzerlerinden ayıran en büyük özellik, dışarıdan bakıldığında vahşi doğanın el değmemiş bir parçası gibi dururken, kapısından içeri girildiğinde son derece lüks ve modern bir tasarımla karşılaşılması.
Zhonghu, kayanın içine sadece mobilya yerleştirmekle kalmadı; elektrik tesisatından gelişmiş havalandırma sistemlerine, su giderlerinden mutfak düzenine kadar modern bir evde olması gereken tüm altyapıyı taşın kalbine entegre etti.
İnşaat uzmanları, bu tür masif taş yapıların kalın duvarları sayesinde benzersiz bir mikro klima yarattığına dikkat çekiyor. Kaya ev, yazın kavurucu sıcaklarında doğal bir klima gibi serin kalırken, kışın ise içerideki sıcak havayı muhafaza ederek yüksek enerji tasarrufu sağlıyor.
Qiu Zhonghu’nun toz, toprak ve zorluklar içinde geçen 15 aylık inşaat sürecini adım adım kaydettiği videolar, sosyal medyada kısa sürede milyonlarca izlenmeye ulaşarak küresel bir fenomene dönüştü.
Geleneksel konut sektörüne adeta meydan okuyan bu proje, insan azminin ve yaratıcılığının sınırlarını bir kez daha gözler önüne seriyor.