Bugüne kadar bu gizemli yapılarla ilgili çok sayıda teori öne sürüldü: Metan gazı patlamaları, meteor çarpmaları ve iklim değişikliğinin etkileri. Ancak Norveç’teki Oslo Üniversitesi’nden Helge Hellevang liderliğindeki jeobilimciler, bu oluşumların ardındaki mekanizmayı açıklamaya yönelik yeni bir model geliştirdi.

Araştırmacıların önerdiği model, bu çukurların yalnızca Yamal ve Gydan yarımadalarında ortaya çıkmasını açıklamaya çalışıyor. Hellevang ve ekibi, patlamaların ardındaki temel gücün metan gazı birikimi olduğunu kabul etmekle birlikte, bu gazın yalnızca donmuş toprak içindeki süreçlerle birikmesinin yeterli olmadığını savunuyor.

Araştırmada şu ifade yer alıyor: "Eğer yalnızca permafrost içi süreçler iklim değişikliğiyle tetiklenmiş olsaydı, gaz çıkışı çukurlarının diğer permafrost bölgelerinde de oluşmasını beklerdik. Ancak durum böyle değil."

Bilim insanları, yüzeyin çok daha derinlerinden gelen doğal gaz sızıntıları ve jeotermal ısıyı da sürece dahil ediyor. Özellikle Yamal ve Gydan yarımadalarının altında yer alan, dünyanın en büyük doğal gaz rezervlerinden biri olan bölge, bu patlamaların ardındaki enerji kaynağı olabilir.

İklim değişikliği yine de bu oluşumda rol oynuyor: Büyüyen göller, permafrost tabakasının yüzeyini zayıflatıyor ve gazın patlamasını kolaylaştıran daha ince bir "kapak" oluşturuyor.

Araştırma, Science of the Total Environment dergisinde yayımlandı.