Phileleftheros gazetesinin dijital haber portalı Philenews’te yer alan habere göre İsrail Büyükelçiliği, GKRY’de yaşayan İsraillilerin sayısının son yıllarda belirgin şekilde yükseldiğini bildirdi. Coğrafi yakınlığın yanı sıra İsrail ile GKRY arasındaki ilişkilerin gelişmesi, bölgenin İsrailliler açısından cazibesini artıran başlıca unsurlar arasında gösterildi.
İSRAİLLİ ŞİRKETLER İÇİN YENİ MERKEZ
İki ülke arasındaki ekonomik bağların güçlenmesiyle birlikte İsrailli şirketlerin GKRY'ye yönelik yaklaşımının da değiştiği belirtildi. Şirketlerin ülkeyi yalnızca ürün ve hizmetlerini satabilecekleri bir pazar olarak değil, uluslararası faaliyetlerini yönetebilecekleri bir merkez olarak değerlendirmeye başladığı aktarıldı.
Özellikle tarım ve su teknolojileri alanlarında yeni ortaklık fırsatlarının gündemde olduğu ifade edildi. İsrail’in geliştirdiği tarım teknolojilerinin GKRY’deki şartlarda denenmesi ve bölgedeki çiftçilere tanıtılması amacıyla pilot bir gösterim çiftliği kurulması seçeneğinin de değerlendirildiği kaydedildi.
Haberde ayrıca GKRY’de yaşayan bazı İsraillilerin Avrupa Birliği pasaportuna sahip olması nedeniyle resmi kayıtlarda İsrail vatandaşı olarak yer almayabileceğine dikkat çekildi.
TURİZM VE TİCARETTE İSRAİL'İN PAYI ARTIYOR
GKRY İstatistik Servisi verilerine göre İsrail, 2025 yılında Ada’nın en fazla turist gönderen ikinci ülkesi oldu. İsrailli ziyaretçilerin toplam turist girişleri içerisindeki payı yüzde 13 olarak kaydedildi.
İki taraf arasındaki ticaret hacmi de aynı yıl 600 milyon avronun üzerine çıktı. İsrailli yatırımcıların GKRY’deki faaliyetleri enerji, gayrimenkul, teknoloji ve turizm başta olmak üzere farklı sektörlere yayıldı.
VARLIKLI İSRAİLLİLERİN GÖÇÜ DİKKAT ÇEKİYOR
Tel Aviv Üniversitesinin araştırmasına göre 2023 ve 2024 yıllarında yaklaşık 49 bin İsrailli, bir yıldan uzun süreyle ülke dışında kaldı.
Araştırmada, 2025 yılında İsrail’den ayrılan yaklaşık 50 bin kişinin de en az 12 ay yurt dışında bulunmaları halinde göçmen kategorisine alınabileceği öngörüldü. Yüksek göç oranlarının devam etmesinin İsrail ekonomisi ve güvenliği üzerinde sonuçlar yaratabileceği değerlendirildi.
İsrail Vergi Dairesinin Planlama ve Ekonomi Bölümü tarafından yapılan araştırma ise ülkeden ayrılan kişilerin profilinde değişim yaşandığını ortaya koydu.
Araştırmaya göre varlıklı İsrailliler arasındaki göç oranı 2023 ve 2024 yıllarında rekor seviyeye ulaştı. Bu oranın, 2019’a kadar ölçülen seviyenin yaklaşık iki katına çıktığı belirtildi.
Doktor, mühendis ve yüksek eğitimli çalışanların yanı sıra yüksek gelir grubundaki kişilerin göç edenler içerisindeki oranının da oldukça yüksek olduğu kaydedildi.
TEKNOLOJİ ALANINDA ORTAK PROJELER
İsrail ile GKRY arasındaki ilişkilerin yalnızca ticaret ve yatırımla sınırlı olmadığı, araştırma ve teknoloji alanlarında da yeni projelerin geliştirildiği aktarıldı.
Enerji depolama, yapay zeka ve siber güvenlik gelecekteki olası işbirliği alanları arasında gösterildi. İsrail merkezli BaroMar ile GKRY Enstitüsü arasındaki ortak çalışma ise devam eden projelerden biri olarak öne çıktı.
Proje kapsamında su altında basınçlı hava aracılığıyla enerji depolanmasını sağlayan bir sistemin PROTEAS araştırma tesisine entegre edildiği ve burada test edildiği belirtildi.
'İSRAİL VARLIĞININ GİDEREK ARTAN ETKİSİ'
GKRY’de İsrail nüfusu ve yatırımlarındaki artış, Rum kesimindeki bazı kesimlerin de tepkisine neden oluyor.
Yunanistan merkezli ve GKRY’de de yayımlanan Kathimerini gazetesinde "İsrail varlığının giderek artan etkisi" başlıklı bir makale yayımlandı. Yazıda, İsraillilerin GKRY’ye yönelik yerleşiminin geçici olmaktan çıkıp kalıcı bir nitelik kazanabileceği değerlendirmesi yapıldı ve hükümetin İsraillilere yönelik politikaları eleştirildi.
Makalede, GKRY’de yaşayan İsraillilere yönelik okullar, ibadet alanları, işletmeler ve çeşitli altyapıların oluşturulmasının, İsrail varlığının artık yalnızca yatırım ve turizm çerçevesinde değerlendirilmediği görüşünü güçlendirdiği savunuldu.
Söz konusu gelişmelerin, İsraillilerin Ada’daki varlığının "yerleşim ve daha büyük kalıcılık" niteliğine büründüğü yönündeki algıyı güçlendirdiği belirtilirken, mevcut sürecin devam etmesi halinde Rum toplumunda İsrail ile iyi ilişkilere yönelik genel kabulün zarar görebileceği öne sürüldü.