1926 yılında doğaya salınan Cactoblastis cactorum adlı güve ile birlikte koşnil böcekleri, kısa sürede kaktüslerin yayılımını durdurmaya başladı. Yaklaşık 10 yıl içinde geniş alanları kaplayan dikenli incirler büyük ölçüde yok olurken, 1932'ye gelindiğinde yaklaşık 7 milyon hektarlık arazi yeniden tarıma kazandırıldı.
MİLYONLARCA HEKTAR TARIM ARAZİSİ KURTARILDI
Dikenli incir kaktüsü ilk olarak 18. yüzyılın sonlarında Avustralya'ya getirildi. Başlangıçta boya üretiminde kullanılacak bir böceği yetiştirmek amacıyla ekilen bitki, zamanla kontrolden çıkarak özellikle Queensland ve New South Wales eyaletlerinde hızla yayıldı. En yoğun döneminde yılda yaklaşık 2 milyon dönümden fazla yeni alanı kaplayan kaktüsler nedeniyle çok sayıda çiftlik terk edildi. Yetkililer, alev makinelerinden arseniğe kadar birçok yöntemi denese de başarılı olamadı.
Bilim insanları daha sonra bitkinin doğal düşmanlarını araştırdı ve kaktüsün yapraklarını yiyerek gelişen Cactoblastis güvesini Avustralya'ya getirdi. Larvaların bitkiyi içeriden tüketmesi sayesinde istila hızla kontrol altına alındı. Araştırmacılar, başarıda yalnızca güvelerin değil, aynı dönemde salınan koşnil böceklerinin de önemli rol oynadığını belirtiyor.

HER BİYOLOJİK MÜDAHALE AYNI SONUCU VERMİYOR
Uzmanlar, bu örneğin biyolojik mücadelenin en başarılı uygulamalarından biri olarak kabul edildiğini vurguluyor. Ancak aynı yaklaşımın her zaman olumlu sonuç vermediğine dikkat çekiliyor. Avustralya'da şeker kamışı zararlılarını kontrol etmek amacıyla doğaya bırakılan kamış kurbağalarının hedef zararlıları tüketmek yerine hızla çoğalarak ülkenin en büyük istilacı türlerinden biri haline gelmesi, biyolojik mücadelenin yanlış planlandığında ciddi sorunlara yol açabileceğini gösteriyor.
Günümüzde Cactoblastis güvesi sayesinde dikenli incir istilası büyük ölçüde kontrol altında tutuluyor. Ancak Avustralya'nın bazı bölgelerinde kaktüsler hâlâ görülebiliyor ve yerel yayılımları önlemek için biyolojik mücadele ile düzenli izleme çalışmaları devam ediyor. Yetkililer, yeni istilaların önüne geçebilmek amacıyla güve ve diğer biyolojik kontrol yöntemlerini gerektiğinde kullanmayı sürdürüyor.