Dünya mutfağının en pahalı içerikleri arasında yer alan trüf mantarı, Türkiye'nin uygun toprak yapısı ve iklim koşulları nedeniyle stratejik bir tarım ürünü haline geldi. Kilogram fiyatı türüne, kalitesine ve mevsimsel arz grafiğine göre binlerce euro ile ifade edilen bu mantar türü, doğru teknik altyapı ile kurulmuş özel bahçelerde ticari olarak yetiştirilebiliyor.

ÜRETİM SÜRECİNDE TEME KRİTERLERİ VAR 

Trüf yetiştiriciliği, klasik tarım faaliyetlerinden farklı olarak meşe, fındık veya çam gibi ağaç türlerinin köklerine mantar sporlarının aşılanmasıyla başlıyor. Üretim sürecindeki temel teknik kriterler şunlardır:
- Toprak analizi: Üretim yapılacak arazinin kireç oranı yüksek, pH değerinin 7.5 ile 8.5 aralığında ve geçirgen bir yapıya sahip olması zorunluluk arz ediyor.
- İklim koşulları: Yıllık yağış miktarı ve sıcaklık değerlerinin, mantarın biyolojik döngüsünü destekleyecek seviyede olması gerekiyor.
- Hasat yöntemi: Toprak altında yetişen ürünler, yüzeyden tespit edilemediği için yalnızca koku duyusu bu alanda eğitilmiş özel köpekler yardımıyla hasat edilebiliyor.

GRAM BAZINDA YÜKSEK GETİRİ SAĞLIYOR 

Trüf bahçeleri, uzun vadeli bir yatırım enstrümanı olarak değerlendiriliyor. Dikilen aşılı fidanlar, iklim koşullarına bağlı olarak 5. yıldan itibaren ürün vermeye başlarken, tam verimlilik aşamasına 10. yıldan sonra ulaşıyor. Bir dekardan elde edilen verim, bakım şartlarına göre değişkenlik gösterse de, ürünün gram bazında satılması birim alandan alınan ekonomik getiriyi geleneksel tarım ürünlerine oranla çok daha yüksek kılıyor. 20 gramı 850 liraya satılan bu mantarın bir dönümü neredeyse daire fiyatına satılıyor. 

İHRACATTA EN YÜKSEK DEĞERDE 

Türkiye’nin coğrafi konumu, Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına taze ürün sevkıyatı noktasında lojistik bir avantaj sunuyor. Özellikle Tuber aestivum (Yaz Trüfü) ve Tuber melanosporum (Kış Siyah Trüfü) türlerinde yapılan üretimlerin, tarımsal ihracat kalemlerinde birim değer bazında en yüksek sıralarda yer alması bekleniyor.