İsrail, Ürdün ve Filistin arasında yer alan, dünyanın en sıra dışı su kütlelerinden biri olan Ölü Deniz (Lut Gölü), dünyanın gözü önünde yok oluyor. Deniz seviyesinden yaklaşık 427 metre aşağıda bulunmasıyla yeryüzünün en alçak noktası unvanını taşıyan bu devasa göl, son 50 yılda yüzey alanının üçte birini kaybetti. 

Yılda ortalama 1,2 metre çekilen su seviyesi, bölgeyi adeta bir çevre felaketine sürüklüyor. Okyanus sularından neredeyse 10 kat daha tuzlu yapısıyla insanların batmadan su üzerinde kalabildiği bu dünyaca ünlü turizm merkezi, şimdilerde tuzla kaplı çorak kıyılar ve devasa obruklarla can çekişiyor.

PROJELER GÖLÜ FELAKETE SÜRÜKLEDİ

Bu dramatik çöküşün arkasında sadece küresel iklim krizi ve bölgedeki şiddetli kuraklıklar yer almıyor; felaketin asıl sorumlusu insan eliyle atılan adımlar. Ölü Deniz’i besleyen ana damar olan Ürdün Nehri’nin suları; Ürdün, Suriye ve İsrail tarafından inşa edilen barajlar, tarım projeleri ve içme suyu hatları nedeniyle neredeyse tamamen kesildi. 

Buna ek olarak bölgedeki agresif maden çıkarma endüstrisinin aşırı su tüketimi de eklenince, gölün kuruması durdurulamaz bir hız kazandı. Suların çekildiği popüler sahil kasabalarında aniden çöken devasa yer altı obrukları yüzünden turistik tesisler kapatılıyor ve yollar ulaşıma yasaklanıyor.

Kaynak olarak ekle

ÇÖZÜM İÇİN ANLAŞMA SAĞLANDI AMA HAYATA GEÇİRİLEMEDİ

Gölü kurtarmak için onlarca yıldır geliştirilen projeler ise bölgedeki bitmek bilmeyen siyasi gerilimlerin ve yüksek maliyetlerin gölgesinde kalmış durumda. Filistin, Ürdün ve İsrail arasında 2013 yılında Kızıldeniz’den Ölü Deniz’e 160 kilometrelik dev bir boru hattıyla su pompalanmasını öngören tarihi bir mutabakat imzalanmış olsa da proje bugüne kadar hayata geçirilemedi.

Çevre uzmanları, gölün onlarca yıl önceki eski ihtişamlı seviyesine dönmesinin artık neredeyse imkansız olduğunu vurgularken, acil bir bölgesel iş birliği yapılmazsa haritadan dev bir doğal mirasın tamamen silineceği uyarısında bulunuyor.