ABD tarafından uygulanan yaptırımların derinleşmesiyle birlikte Küba’da patlak veren yakıt krizi, ada ülkesinde toplumsal yaşamı adeta felç etme noktasına taşıdı. Elektrik kesintilerinin yer yer 32 saati bulmasıyla ulaşım ağları çökerken, su temini ve sağlık hizmetleri gibi kritik alanlarda ciddi aksamalar kaydedilmeye başlandı.
Washington yönetiminin İran ile yürüttüğü ateşkes görüşmeleri kapsamında Rusya’ya ait bir petrol tankerinin geçişine sınırlı izin vermesi kısa süreli bir soluklanma yaratsa da, uzmanlar bu sevkiyatın ülkedeki kronikleşen enerji açığını kapatmakta yetersiz kalacağı uyarısında bulunuyor.
ARAYA İRAN GİRDİ
Küba üzerindeki baskının dozajı, yılın başında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD operasyonuyla alıkonulmasının ardından daha da sertleşti. Bu süreçte ada ülkesine giden akaryakıt hattının büyük ölçüde kesilmesi, enerji krizini ulusal bir boyuta taşıdı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Miami’de düzenlenen bir etkinlikte "Sırada Küba var" şeklindeki çıkışı ve Beyaz Saray’da yaptığı "Küba'yı alabilirim" açıklamaları, Washington’ın Havana’ya yönelik stratejisinin daha da sertleşeceğine dair en somut sinyaller olarak değerlendiriliyor. Ancak ABD'nin İran'a saldırması tüm odağını oraya vermesi Küba hattının geri plana atılmasına neden oldu. Ancak Beyaz Saray'a yakın kaynaklar Trump'ın Küba planını unutmadığı belirtiliyor.
Trump, İran gündeminin hemen ardından odağın yıllardır yönetiliş biçimiyle eleştirdiği Küba’ya döneceğini belirterek baskının süreceğini de daha önce teyit etmişti.
1959 YILINDN BU YANA EN AĞIR YAPTIRIM
1959 devriminden bu yana uygulanan yaptırımların en ağır safhasıyla karşı karşıya olan Küba’da, elektrik üretiminin temelini oluşturan termik santrallerin yakıt yokluğu nedeniyle durma noktasına gelmesi günlük hayatı imkansız kılıyor.
Sağlık sisteminin ağır darbe aldığı ülkede, elektrik kesintileriyle birlikte su pompalama ve arıtma tesislerinin devre dışı kalması ciddi hijyen sorunlarını tetikliyor. Akaryakıt yetersizliği nedeniyle toplu taşıma seferleri iptal edilirken, fırınlar ve küçük üretim tesislerinin faaliyetlerini durdurması ada ekonomisini derin bir çıkmaza sürüklüyor.
BİR ZAMANLARIN RÜYA ÜLKESİYDİ
Küba’nın küresel çapta bir "rüya ülkesi" olarak adlandırılmasının temelinde, modern dünyadan izole bir biçimde inşa ettiği özgün toplumsal yapı ve nostaljik atmosfer yatıyordu.
Bu tanımın en güçlü ayağını, 1959 Devrimi sonrası hayata geçirilen ve her vatandaşa ücretsiz sunulan ileri seviye sağlık ve eğitim sistemi oluşturmaktadır. Küba, kısıtlı imkanlarına rağmen okuryazarlık oranında ve tıp alanındaki başarılarında dünya standartlarını yakalamasıyla, pek çok kişi için sosyal adaletin sağlandığı bir ütopya modeli olarak kabul edilmişti.