TÜRKİYE için Dünya Kupası serüveni pazar günkü Avustralya maçıyla başlıyor, 24 yıllık hasret bitiyor. Gelin rakibimizi SÖZCÜ farkıyla yakından tanıyalım. Avustralya’nın en büyük özelliği ne yaptığı kadar ne yapmadığını da bilmesi. Topa sahip olma takıntısı bulunmuyor. Gösterişli oynamak gibi bir dertleri de yok. Teknik Direktör Tony Popovic’in gelişiyle birlikte Kangurular daha sert, disiplinli ve fiziksel gücü yüksek bir takım kimliğine büründü. Öncelik savunmada ve herkes görevini biliyor.

İLKİ BAŞARDILAR

2024 sonbaharında Graham Arnold’un ayrılığı sonrası göreve gelen Popovic, Dünya Kupası elemelerinde dağılmak üzere olan takımı toparladı. 3-4-2-1 dizilişiyle daha yüksek tempo ve savunmada tavizsiz bir anlayışla sekiz maçlık yenilmezlik serisine taşıdı. Bu süreç sonunda Avustralya, 2014’ten bu yana ilk kez play-off oynamadan Dünya Kupası biletini aldı.

NASIL KAZANIRIZ?

TÜRKIYE bu maçı teknik kaliteyle değil, akılla kazanır. Eğer Avustralya’nın istediği fiziksel savaşa dönüşürse iş zorlaşır. Ama topun hızını artırıp rakibi geniş alana yayabilirse; Arda’nın yaratıcılığı, Kenan’ın birebirleri ve Barış’ın atletizmiyle Türkiye bir adım önde olur. Avustralya’nın maçı yavaşlatmasına izin vermez, ilk baskıyla düzenini bozarsak kalite farkı ortaya çıkacak. Bu senaryoda Türkiye’nin galibiyeti kaçınılmaz olacak.

NEDEN TERS GELİR?

İSİM isim bakıldığında kâğıt üzerinde favori Türkiye. Ancak oyun tarzı açısından Avustralya, millilerin hiç sevmediği türden bir rakip: Sabırlı, fiziksel, disiplinli ve rakibin ritmini bozan bir takım. Türkiye açısından en büyük tehlike maçın “futbol” olmaktan çıkıp bir mücadele savaşına dönüşmesi. Avustralya üç stoperli 5’li savunmayla oynuyor. Maçın sonlarında ayakta kalıyor ve hızlı hücumları seviyor.

Kaynak olarak ekle