Afrika Boynuzu açıklarında kargo gemilerini ve küçük tekneleri hedef alan Somali korsanlığı, ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın denizcilik sektöründe yarattığı aksamalar ve Somali’deki siyasi istikrarsızlığın tırmanmasıyla son on yılda görülmeyen seviyelere geriledi.

Nisan ayı sonundan bu yana Somalili korsanlar tarafından sekiz gemi kaçırıldı. Ağustos ayında iki hafta içinde gerçekleşen olaylarda İran bağlantılı bir petrol tankeri ile Türkiye için askeri teçhizat taşıyan Kamerun bayraklı Lutuf adlı gemi hedef alındı.

Lutuf’un kaçırılması son dönemdeki en dikkat çekici olaylardan biri oldu. Türkiye, 2024 yılında imzalanan ve deniz kuvvetlerini güçlendirmeyi amaçlayan anlaşmanın ardından Somali’deki nüfuzunu artırdı.

Lutuf’un ele geçirilmesinden iki hafta sonra gerçekleştirilen ve dördü korsan teknesinin imhasıyla sonuçlanan ortak Türk-Somali operasyonuyla gemi kurtarıldı.

Operasyon sürecinde korsan grupları hem denizde hem de karada dron saldırılarıyla hedef alındı; ölenler arasında bir Türk dronundan fırlatılan füze ile Lutuf'taki korsanlara katılmaya hazırlanırken öldürülen dokuz silahlı kişi yer aldı.

Kaynak olarak ekle

Ancak Puntland güvenlik koordinasyon ofisi başkanı Mohamed Mubarak da dahil olmak üzere yerel yetkililer, 2,5 milyon dolar (1,85 milyon sterlin) tutarında fidye ödendiğini belirterek bu tür ödemelerin benzer olayları teşvik edebileceği uyarısında bulundu.

DONANMA GİBİ ORGANİZE OLDULAR

Yerel yetkililerin açıklamalarına göre korsan grupları, son dönemdeki saldırılarda daha önce el koydukları gemileri diğer gemileri ele geçirmek için "ana gemi" olarak kullanıyor.

Lutuf gemisine, Maraya balıkçı kasabası yakınlarında Somali kıyılarından üç deniz mili uzakta seyrederken, daha önce kaçırılan MV Sward adlı çimento taşıyıcısı yaklaştı.

MV Sward’dan gelen sekiz silahlı kişi Lutuf’a çıkarak gemideki silahlı muhafızları etkisiz hale getirdi.

Ayrıca son saldırılarda korsan gruplarının potansiyel hedefleri takip etmek ve yüksek hızlı iletişim kurmak amacıyla SpaceX'in Starlink uydu internet hizmetini kullandığı belirtildi.

Lloyd’s List bu durumu, mevcut güvenlik önlemlerindeki açıkları ortaya çıkaran "daha yetkin ve uyum sağlayabilen bir Somali korsanlığı tehdidi" olarak tanımladı.

BÖLGEYİ KORUYAN GEMİLER ÇEKİLDİ

Temmuz ayında Deniz Güvenliği Merkezi  için değerlendirmede bulunan düşünce kuruluşunun ulusal güvenlik danışmanı Matthew Reisener, ABD-İsrail’in İran’a savaşına yanıt olarak İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki deniz operasyonları ve Yemen'deki Husi vekillerinin Kızıldeniz’deki saldırılarının bölgesel korsanlığın "yeniden gelişmesine" imkan tanıdığını belirtti.

Reisener yazısında şu ifadeleri kullandı:

"Sadece Afrika Boynuzu açıklarında bir zamanlar korsanlıkla mücadele eden küresel donanmalar kaynaklarını bu ticaret yolundaki gemilere yönelik tehditleri karşılamaya yönlendirmekle kalmadı, aynı zamanda bu çatışmalar deniz trafiğini Somali kıyılarına daha da yaklaştırarak fırsatçı korsanların ticari gemileri hedef alması için açıklıklar yarattı."

Reisener’e göre Husilerin hedef almasından önce Kızıldeniz’den geçen deniz trafiğinin yaklaşık yüzde 70’i artık Güney Afrika’daki Ümit Burnu üzerinden yönlendiriliyor.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) tarafından Mayıs ayında yayımlanan raporda da benzer bir sonuca varıldı:

"Deniz güvenliğinde son dönemde yaşanan gerileme, Somali kıyısı açıklarındaki sularda uzun süren göreceli bir sakinlik dönemini takip etti; bu da uluslararası korsanlıkla mücadele filolarının yeniden konuşlandırılmasına ve ticari risk yönetimi uygulamalarının gevşetilmesine yol açtı. Kızıldeniz'deki Husi saldırılarının yarattığı dikkat dağılmasıyla birleşen bu faktörler, Somali korsanlarının hızlıca istismar ettiği bir gedik açtı."

Analistler ayrıca savaşın etkisiyle yükselen petrol fiyatlarının petrol yüklerini daha değerli bir hedef haline getirdiğini ifade ediyor.

KORSANLAR PARALARINI NEYE HARCIYOR?

Dünyanın en az gelişmiş ülkeleri arasında yer alan Somali,  Muhammed Siad Barre’ın 1991’de devrilmesinden bu yana güçlü bir merkezi hükümet olmaksızın çatışmalar yaşadı.

Yetersiz devriye gemileri ve sahil devriyesi çalışanlarının maaşlarının düzenli ödenememesi, Somali’nin kıyı şeridini korumakta zorlanmasının nedenleri arasında gösteriliyor.

Gözlemciler, olaylardaki son artışın İran adına hareket eden ağların Yemen’e silah kaçakçılığına odaklanılmasıyla şiddetlendiğini vurguluyor.

Analistler, bu ağlardan bazılarının, Somali'nin orta ve güneyinde bölgesel kontrolünü yeniden genişleten ve Yemen'deki Husilerle bağ kurmaya çalışan El-Şebab grubuyla ilişkilendiğini kaydediyor.

Lutuf'un kurtarılmasından sonraki haftalarda, kuzey-orta Mudug bölgesindeki ticari merkez Galkayo’da yerel ekonomide paranın dolaşımının arttığı, uyuşturucu tipi khat tüketiminin yükseldiği ve pahalı SUV araçların çoğaldığı aktarıldı.

2005’ten itibaren yedi yıllık dönemde Somali açıklarında binden fazla saldırı gerçekleşmiş, binlerce mürettebat rehin alınmış ve korsan ağlarına 400 milyon dolar (296 milyon sterlin) fidye ödenmişti. Saldırılar ancak çok uluslu bir gücün konuşlandırılmasıyla azalmıştı.