İlk kez 1889 yılında hizmete açılan demiryolu, dönemin mühendislik sınırlarını zorlayan projelerden biri olarak kabul ediliyor. Hat boyunca trenlerin raylardan kaymasını önlemek için özel bir dişli ray sistemi geliştirildi. Geleneksel sistemlerin bu kadar dik eğimlerde yetersiz kalması üzerine mühendis Eduard Locher tarafından tasarlanan mekanizma, bugün hâlâ Pilatus Demiryolu'nun en dikkat çekici özelliklerinden biri olarak görülüyor.
NEREDEYSE DİKEY YAMAÇLARA TIRMANIYOR
Hat boyunca bazı bölümlerde eğim, normal demiryollarında görülen değerlerin çok üzerine çıkıyor. Bu nedenle trenler saatte yaklaşık 9 ila 12 kilometre hızla ilerliyor. Yolculuk sırasında yolcular yedi tünelden ve onlarca köprüden geçerken Alp manzarasını izleme fırsatı buluyor. Demiryolu, Alpnachstad'dan başlayarak 2.073 metre yükseklikteki Pilatus Kulm istasyonuna ulaşıyor.
Hattın inşasında yaklaşık 600 işçi görev aldı ve çalışmalar üç yaz sezonuna yayılan yaklaşık 400 iş gününde tamamlandı. Açıldığı dönemde birçok uzman, böylesine dik bir dağ yamacında demiryolu işletmenin mümkün olmayacağını düşünüyordu. Ancak proje kısa sürede başarıya ulaştı ve İsviçre'nin en önemli turistik ulaşım hatlarından biri haline geldi.

130 YILI AŞKIN SÜREDİR HİZMET VERİYOR
Başlangıçta buharlı trenlerle işletilen hat, 1937 yılında elektrikli sisteme dönüştürüldü. Günümüzde modern trenlerle hizmet veren Pilatus Demiryolu, her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi dağın zirvesine taşıyor. Amerikan Makine Mühendisleri Derneği tarafından da tarihi mühendislik yapıları arasında gösterilen hat, 130 yılı aşkın süredir çalışmaya devam ediyor.