İran'la yaşanan savaş ve Orta Doğu'daki tedarik krizinin ilk altı ayında dışarıdan petrol alımını yüzde 23 oranında azaltan Pekin yönetimi, ihtiyaç duyduğu enerjiyi kendi depolarından karşılayarak küresel petrol fiyatlarının varil başına yaklaşık 10 dolar daha ucuz kalmasını sağladı.
Normal şartlarda petrol üreticisi ülkelerin elinde bulunan fiyatları yönlendirme gücünü, dünyanın en büyük ithalatçısı olarak ilk kez dev stokları ve güçlü rafineri altyapısıyla Çin eline geçirmiş oldu.
DIŞA BAĞIMLILIĞINI KRİZ ANINDA FIRSATA ÇEVİRDİ
Pekin’in dışa bağımlılığı kriz anında bir avantaja dönüştürmesinin arkasında ise sadece stoklar değil, ülkenin geniş enerji ağı yatıyor. Elektrikli araç kullanımının artması, gelişmiş hızlı tren ağı, sanayide kömür alternatifi ve devasa rafineri kapasitesi sayesinde Çin, dışarıdan alımı kestiğinde bile iç piyasasını aksatmadan ayakta tutabildi.
Stokların sonsuz olmaması sebebiyle Çin'in ne zaman yeniden piyasadan yüklü alımlara başlayacağı merakla beklenirken, uzmanlar dev ithalatçının bu beklenmedik "bekle-gör" taktiğinin küresel piyasadaki dengeleri tamamen değiştirdiğini vurguluyor.