Bir ülkenin ekonomik sağlığını ölçmek için sadece ne kadar borcu olduğuna değil, bu borcun büyüklüğünün ürettiği değere (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla - GSYH oranına) bakılır. FocusEconomics'in 2025 projeksiyonlarına göre, Japonya %242'lik devasa oranıyla zirvede yer alırken, onu farklı stratejiler ve krizlerle boğuşan ülkeler takip ediyor.
İşte yüksek borç haritasının 2025 görünümü ve "borçlu olmanın" her ülke için neden farklı anlamlar taşıdığına dair analiz:
1. "BİLİNÇLİ" BORÇLULAR: JAPONYA VE SİNGAPUR
Zirvedeki iki Asya ülkesi, borcu bir kriz değil, bir strateji olarak taşıyor.
Japonya (%242): Dünyanın en yüksek oranına sahip. Sebebi; yaşlanan nüfusun bakım maliyetleri ve 90'lardan beri süren ekonomik teşvikler, ancak kriz çıkmıyor çünkü bu borcun çoğu (Japonya Merkez Bankası gibi) yerel yatırımcıların elinde.
Singapur (%173): Kağıt üzerinde ürkütücü görünse de, bütçe fazlası veren ve güçlü döviz rezervleri olan bir ülke. Bu borç, ülkenin zorunlu tasarruf sistemine güvenli varlık sağlamak için "kasıtlı" olarak yaratılmış bir finansal araçtır.
2. SAVAŞ VE İZOLASYON KURBANLARI: ERİTRE VE SUDAN
Bu ülkelerde borç, doğrudan siyasi ve askeri krizlerin bir sonucudur.
Eritre (%210): Yıllar süren çatışmalar, ağır askerlik uygulamaları ve uluslararası izolasyon, ülkeyi Çin gibi kreditörlere bağımlı hale getirdi.
Sudan (%128): İç savaşlar, kötü yönetim ve Güney Sudan'ın ayrılmasıyla petrol gelirlerinin kaybı, hükümeti temel hizmetleri bile borçla karşılamak zorunda bıraktı.
3. PETROL VE TURİZM BAĞIMLILARI: BAHREYN VE MALDİVLER
Bahreyn (%131): Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve artan güvenlik harcamaları, krallığın borcunu son on yılda üçe katladı. Komşu Körfez ülkelerinin desteğiyle ayakta duruyor.
Maldivler (%125): Çin destekli devasa köprü ve havalimanı projeleri için alınan borçlar, turizm gelirlerindeki dalgalanmalarla birleşince ada ülkesini baskı altına aldı.
4. AVRUPA'NIN KIRILGAN SÜTUNLARI: YUNANİSTAN VE İTALYA
Yunanistan (%149): 2008 krizinin ve savurgan harcamaların faturasını kemer sıkarak ödeyen ülke, oranını düşürmeyi başarsa da hala listenin üst sıralarında.
İtalya (%138): Düşük büyüme, yaşlı nüfus ve yüksek sosyal harcamalar nedeniyle Euro bölgesinin en büyük risk kaynaklarından biri olmaya devam ediyor.
5. ZENGİNLER DE AĞLAR: ABD VE FRANSA
Küresel güçler de borç sarmalından kaçamıyor.
ABD (%124): Vergi indirimleri, pandemi yardımları ve artan sosyal güvenlik maliyetleri borcu patlattı. Doların "rezerv para" gücü sayesinde faizleri yönetebilseler de, iç politikadaki bütçe kavgaları belirsizliği artırıyor.
Fransa (%116): 1970'lerden beri neredeyse her yıl açık veren Fransa, cömert refah devleti politikaları ve reformlara karşı çıkan halk (Sarı Yelekliler vb.) nedeniyle mali disiplini sağlayamıyor.
RAKAMLAR BİZE NE SÖYLÜYOR?
%150'lik bir borç, Singapur için bir "finansal enstrüman" iken, Sudan için bir "çöküş" anlamına gelebilir. Sıradan vatandaşlar için ise bu oranlar; yarın ödenecek daha yüksek vergiler, geciken emeklilik yaşları ve yapılamayan yollar demektir.
Yani sorun ne kadar borcunuz olduğu değil, o borcu (parayı) ne kadar akıllıca kullandığınızdır.