Okyanusların en dondurucu ve en erişilmez noktalarında, insanlık tarihinin seyrini değiştirecek bir su altı operasyonu gerçekleştirildi. Nature'da yayınlanan araştırmaya göre, Çinli araştırmacılar Fendouzhe derin deniz denizaltısı ile Avustralya'nın batısına doğru sefere çıktılar. Hint Okyanusu'nun derinliklerinde tam 1200 kilometrelik bir kemik koridoru boyunca iz süren ekip, 7.000 metre derinliğe kadar uzanan yaklaşık 500 iskelet ve milyonlarca yıllık fosil yığınlarıyla karşılaştı. Keşfin en şoke edici halkası ise bu mezarlıkta, bugüne kadar nesli tükenmiş, bilim dünyası tarafından hiç bilinmeyen tamamen yeni bir balina türünün de saptanması oldu.

Ölümden doğan milyon tonluk siber ekosistem

Çin Bilimler Akademisi’nden çalışmanın baş yazarı Xiaotong Peng, keşfin karşısında küçük dillerini yuttuklarını itiraf ediyor:

"Bir balina öldüğünde ve okyanus tabanına çöktüğünde, batık bedenin (bilimde 'balina kalıntıları' veya 'whale falls' denir) dipte yaşayan canlılar için besin kaynağı sağladığını biliyorduk, ancak bu ölçekte bir nekropol keşfetmek tamamen beklenmedik bir durumdu; dağılımın boyutu, derinliği ve yaş aralığı hayal edebileceğimizin fersah fersah ötesindeydi."

Bilim insanları, Diamantina Bölgesi olarak adlandırılan alanda aslında yüzeyin altında 10 milyondan fazla balina leşi olabileceğini tahmin ediyor. Bu muazzam hayvan cesetlerinin içindeki yumuşak dokular ve lipitler, tam 6,7 milyon ton karbonun okyanus tabanında depolanmasına denk geliyor. Bu veri, tıpkı volkanik hidrotermal bacaların okyanus tabanında kendi kendine yaşam üretmesi gibi, güneş ışığı görmeyen dondurucu karanlıkta milyarlarca canlı için muazzam bir besin istasyonu yaratıyor.

Robot kollar devreye girdi: Bilinmeyen canavarlar ifşa oldu

Fendouzhe denizaltısı, sırlar perdesini aralamak için okyanus tabanına tam 32 dalış gerçekleştirdi. En fazla üç bilim insanını taşıyabilen ve gelişmiş robotik kollarla donatılan bu yüksek teknolojili denizaltı, dipten paha biçilemez fosil örnekleri topladı.

Kaynak olarak ekle

Çalışmanın ortak yazarı Peng Zhou, gördükleri manzaranın akılalmaz bir deneyim olduğunu belirterek, normalde zifiri karanlık, soğuk ve ölü kabul edilen okyanus tabanının, bu leşler sayesinde nasıl bir yaşam şölenine dönüştüğünü deşifre etti.

Balina kemiklerinin ve etlerinin üzerinde beslenen yaratıklar arasında; olağanüstü denizanası türleri, solucanlar, salyangozlar, tuhaf kabuklular, deniz yıldızları ve çift kabuklu yumuşakçalar yer alıyor. Bu canlıların birçoğunun bilim literatüründe hiçbir kaydı bulunmuyor.

Balinalar neden hep aynı noktada ölüyor?

Okyanusta balinaların neden milyonlarca yıldır inatla aynı 1200 kilometrelik koridorda öldüğü tam bir bilmece. Bilim insanları şu an iki büyük teori üzerinde duruyor:

Birincisi, bu bölgenin tarih öncesi çağlardan beri balinalar için popüler ve vazgeçilmez bir beslenme mega üssü olması. İkincisi ise okyanus akıntılarının, ölen balina cesetlerini dipteki V şeklindeki bir hendeğe doğru otomatik olarak süpürüp yönlendirmesi. Florida Eyalet Üniversitesi’nden Amy Baco-Taylor ise çarpıcı bir noktaya parmak basıyor: "Balina bilinci ve ölüm algısı hakkında hala yeterli bilgiye sahip değiliz; orada bir içgüdü de yatıyor olabilir."