Lundin Madencilik tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, 400 ilave arama kuyusundan elde edilen veriler ışığında bölgede 13 milyon ton bakır, 907 bin kilogram altın ve 18,6 milyon kilogram gümüş bulunduğu saptandı. Araştırmacılar, derinlerdeki mineralleşme oranının yüzeye yakın katmanlardaki tahminleri önemli ölçüde aştığını ve yatağın kuzey-güney sınırları incelendikçe bu rakamların daha da yükselebileceğini bildirdi.

YEŞİL ENERJİ DEVRİMİ İÇİN KRİTİK KAYNAK

Lundin Madencilik CEO'su Jack Lundin, Filo del Sol projesini "dünyanın en zengin geliştirilmemiş açık ocak bakır projesi" olarak nitelendirdi. Maden yatağından çıkarılacak metallerin, fosil yakıtlardan vazgeçilmesini öngören yeşil enerji dönüşümü ve yüksek teknoloji endüstrileri için hayati önem taşıdığı vurgulanıyor. Bakırın iletkenlik özellikleri ve altının endüstriyel değeri, bu sahayı küresel ekonominin en karlı enerji projelerinden biri haline getiriyor.

ÇEVRESEL RİSKLER VE SU TÜKETİMİ TARTIŞILIYOR

Devasa rezervin ekonomiye kazandırılması planlanırken, madencilik faaliyetlerinin gerektirdiği yüksek su tüketimi en büyük engel ve tartışma konusu olarak öne çıkıyor. Arjantin'deki benzer ölçekli La Alumbrera madeninin yıllık 25 milyar litre su kullandığı, bu miktarın bölgedeki yarım milyon sakinin yıllık tüketiminin %34'üne denk geldiği kaydedildi. Uzmanlar, kritik minerallere duyulan ihtiyacın karşılanması sürecinde bölgedeki su kaynaklarının ve ekosistemin korunması gerektiği konusunda uyardı.

YATAK DERİNLEŞTİKÇE REZERV ARTIYOR

Popular Mechanics'in aktardığı bilgilere göre, Filo del Sol sahasında yapılan sondajlar aşağıya doğru derinleştikçe mineral yoğunluğunun arttığı gözlemlendi. Şirket yetkilileri, mevcut verilerin henüz buzdağının görünen kısmı olabileceğini ve sahanın dünyanın en büyük altın ve gümüş kaynaklarından biri olma potansiyelini koruduğunu belirtti. Madenin işletmeye açılma süreci, hem çevresel standartlar hem de teknolojik gereklilikler çerçevesinde takip ediliyor.