Bu bitkisel devin hikayesi, Seyşeller'in milyonlarca yıl önce anakaradan ayrılmasıyla başlıyor. İzolasyon süreci, bitkiyi tohumlarını yaymak için ihtiyaç duyduğu hayvanlardan koparınca, ağaç hayatta kalabilmek için şaşırtıcı bir evrimsel strateji geliştirdi.

ADADA DEVLEŞEN TOHUMLAR

Anakaradan kopan coco de mer ağaçları, tohumlarını uzaklara taşıyacak taşıyıcılar olmayınca, nesillerini kendi diplerinde sürdürmek zorunda kaldı. Bu durum, filizlenen yavruların ebeveynleri ve kardeşleriyle aynı dar alanda amansız bir rekabete girmesine neden oldu.

Almanya'daki Darmstadt Teknik Üniversitesi'nden bilim insanı Christopher Kaiser-Bunbury, bu baskının tohum boyutlarını devleştirdiğini belirtiyor. Araştırmalara göre, tohum ne kadar büyükse, içerdiği yüksek enerji deposu sayesinde kısıtlı ışık ve kaynak ortamında çimlenme ve hayatta kalma şansı o kadar artıyor.

AĞACIN KENDİNE ÖZEL BESİN HUNİSİ SİSTEMİ

Verimsiz ve fosfor bakımından fakir topraklarda bu kadar ağır tohumlar üretebilmek, başlı başına bir mühendislik başarısı olarak görülüyor. Ağacın dev yaprakları, yağmur suyunu toplayıp gövdenin dibine yönlendiren devasa bir huni ve oluk sistemi gibi çalışıyor. Gövde boyunca süzülen bu su, ağaç üzerindeki fosfor bakımından zengin maddeleri toplayarak bitkinin dibindeki toprağı zenginleştiren bir besin çözeltisine dönüşüyor.

Bu akıllı sistem sayesinde ağaç, kısıtlı kaynakları doğrudan kendi kök bölgesine ve dolayısıyla devasa tohumlarına aktarmayı başarıyor. Doğanın bu muazzam tasarımı, coco de mer ağacının en verimsiz topraklarda bile dünyanın en ağır tohumlarını besleyebilmesine olanak tanıyor.