Ulusal Doğa Koruma Alanı içerisinde, kayalık bir kanyonun dibindeki küçük bir gölün altında yer alan bu oluşum, yüzey sularının kireçtaşından sızmasıyla meydana geldi. Mağara sisteminin kanyon derinliğinin 1 kilometreye kadar ulaşabileceği öngörülüyor.
KEŞİF GİRİŞİMLERİNDE TEKNİK ENGELLER
Mağarayı haritalama girişimleri, bölgedeki aşırı derinlik, sınırlı görüş mesafesi ve suyun yüksek karbon dioksit konsantrasyonu nedeniyle oldukça zorlu geçiyor. Zehirli gazlar ve fiziksel koşullar, en deneyimli dalgıçlar ve otonom araçlar için dahi keşif sürecini riskli kılıyor.
2016 yılında gerçekleştirilen bir dalışta, uzaktan kumandalı su altı aracı 404 metre derinliğe ulaştı ve bu rekorla Hranice Uçurumu, İtalyan Pozzo del Merro'yu geride bırakarak dünyanın bilinen en derin tatlı su mağarası tescillendi.
2022'DE YENİ REKOR KIRILDI
2020 yılında yürütülen jeofiziksel araştırmalar, kanyonun derinliğinin 1 kilometreyi bulabileceğine işaret etti. 2022 yılında ise araştırmacılar, otonom bir su altı aracını 450 metre derinliğe göndererek mağara sisteminin üç boyutlu detaylı haritasını çıkardı.
Yapılan incelemeler sonucunda mağaranın 10 ila 30 metre çapında düzensiz dikey bir silindir yapısında olduğu tespit edildi. Sistem, merkezdeki su dolu bölümün yanı sıra çevresinde yayılan kuru mağara kollarını da barındırıyor.
YARASA KOLONİSİ BU AYLARDA YOĞUN GÖRÜLÜYOR
Mağaranın su sıcaklığı mevsimsel olarak 14,5 ile 18,8 °C arasında değişim gösteriyor. Suyun yüksek asitlik oranı ve karbon dioksit yoğunluğu nedeniyle, derin kısımlarda yaşam formları ağırlıklı olarak bakteri gruplarıyla sınırlı kalıyor.
Mağaranın "Kuru Rotunda" olarak adlandırılan bölümlerinde ise Mayıs ile Eylül ayları arasında önemli bir uzun kulaklı yarasa kolonisi barınıyor. Bölgedeki araştırmalar, mağara sisteminin bölgedeki diğer karstik çöküntülerle olan bağlantılarını anlamak amacıyla sürdürülüyor.