Yaklaşık bir tenis kortu büyüklüğündeki bu kara parçasında, evin duvarları adanın sınırlarıyla neredeyse birebir örtüşüyor. Ön kapıdan atılacak dikkatsiz bir adım, doğrudan nehir sularına düşmek anlamına geliyor. Ada, 1950’li yıllarda Sizeland ailesi tarafından satın alındı ve şehir hayatından uzaklaşmak amacıyla küçük bir hafta sonu evi olarak düzenlendi.

ADA SAYILMASININ ŞARTI

Bölgenin parçası olduğu Bin Adalar takımadasında bir kara parçasının “ada” olarak kabul edilmesi için net kurallar bulunuyor. Yıl boyunca suyun üzerinde kalması, belirli bir yüzölçümünü aşması ve üzerinde en az bir canlı ağaç bulunması bu şartlar arasında yer alıyor.

Sizeland ailesi, adayı satın aldıktan sonra bu kriteri sağlamak için tek bir ağaç dikti. Ağacın kök salmasıyla birlikte ada resmi statü kazandı ve zamanla “üzerinde yerleşim bulunan dünyanın en küçük adası” unvanıyla Guinness kayıtlarına girdi.

MAHREMİYET İÇİN ALINDI, TURİZM ODAĞI OLDU

Ada ilk olarak kimsenin ulaşamayacağı sakin bir kaçış noktası olarak tasarlandı. Ancak tek evlik bu sıra dışı yapı, zamanla tekne turlarının ve meraklı ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği noktalardan biri haline geldi.

Evin önünde küçük bir veranda ve birkaç sandalyeden fazlasına yer olmayan ada, su seviyesinin yükseldiği dönemlerde dalgaların doğrudan duvarlara çarptığı bir yaşam alanı sunuyor. Just Room Enough Adası, bugün hem coğrafi bir istisna hem de dünyanın en uç yerleşim örneklerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.