National Geographic Notes tarafından yayımlanan resmi verilere göre, "Resmi Finlandiya Tadım Masası" (Have Some Finnish) projesi kapsamında seçilecek kişiler, ülkenin kıyı şeridi/takımadaları ile Laponya (Lapland) olmak üzere iki farklı lokasyonda ağırlanacak. Business Finland yetkilileri, İskandinav, Asya ve İtalyan mutfaklarına kıyasla küresel ölçekte daha az keşfedilmiş olan yerel Fin mutfak kültürünü uluslararası turizm pazarına tanıtmayı hedeflediklerini bildirdi. Proje kapsamında katılımcıların konaklama, ulaşım ve tadım faaliyetlerine ait tüm bütçe ülke yönetimi tarafından finanse edilecek.
MICHELIN YILDIZLI ŞEFLER REHBERLİK EDECEK
Gezinin sahil ve takımadaları kapsayan etaplarındaki menü yönetimi, 2022 yılında Helsinki dışına verilen ilk Michelin yıldızına sahip olan Turku kentindeki Kaskis restoranının kurucu şefi Erik Mansikka tarafından yürütülecek. Laponya etabında ise 2025 yılı Finlandiya Genç Şefler Şampiyonu ve 2026 yılı Dünya Şampiyonası ikincisi Joel Manninen mutfakta görev alacak.
Tadım masalarında av etleri, tatlı su ve deniz balıkları, yabani orman meyveleri ile el yapımı süt ürünleri ön planda tutulacak. Katılımcılara kremalı somon çorbası, ren geyiği güveci, sarı meyveli peynirli ekmek ve takımadalara özgü siyah ekmek gibi geleneksel reçeteler servis edilecek. Her iki destinasyon grubu için sekizer kişi olmak üzere toplamda 16 kişi kontenjan sınırı olarak belirlendi.
BAŞVURULAR 9 HAZİRAN'A KADAR DEVAM EDECEK
Programa dahil olmak isteyen adayların 9 Haziran 2026 tarihine kadar resmi "Have Some Finnish" dijital platformu üzerinden kayıt işlemlerini tamamlamaları gerekiyor. Başvuru şartı olarak adayların, Fin mutfağını deneme gerekçelerini açıklayan bir videoyu Instagram veya TikTok hesapları üzerinden belirli etiket kurallarıyla paylaşması yasal zorunluluk olarak açıklandı.
Tek başına ya da bir refakatçi eşliğinde başvuru yapılmasına olanak tanıyan küresel seçici kurul, kazanan 16 asil katılımcının isim listesini 29 Haziran 2026 tarihinde kamuoyuna ilan edecek. Küresel turizm endeksleri, ülkelerin kültürel kimliklerini koruyarak yürüttükleri bu tarz niş projelerin, destinasyon bazlı seyahat harcamalarını doğrudan artırdığını gösteriyor.