Bir dönem Sovyet elitlerinin gözde tatil rotalarından biri olan ve mimari yapısıyla dikkat çeken maden kasabası Akarmara, günümüzde doğanın istilasına uğramış bir "hayalet kasaba" görünümünde. 1930’lu yılların sonunda kurulan yerleşim yerinde bugün yalnızca birkaç düzine insan yaşıyor.
ZENGİN TURİSTLERİN UĞRAK NOKTASI OLDU
Sovyet yetkilileri, 1930'ların sonlarında bölgedeki zengin kömür yataklarını işletmek amacıyla Tkvarçeli ilçesine bağlı Akarmara kasabasını kurdu. 1940 ve 1950’li yıllarda, bir kısmı Alman savaş esirleri tarafından inşa edilen görkemli binalarla donatılan kasaba, kısa sürede bölgenin en prestijli yerleşimlerinden biri haline geldi. Karadeniz kıyısına yakınlığı ve estetik mimarisi, Akarmara’yı Sovyet bürokrasisinin ve zengin turistlerin uğrak noktası yaptı.
KASABANIN NÜFUSU 20 BİNİ AŞMIŞTI
Kasabanın nüfusunun zirve yaptığı dönemlerde 20.000’i aştığı tahmin ediliyor. Ancak Akarmara'nın kaderi, 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılması ve ardından patlak veren 1992-1993 Gürcistan-Abhazya Savaşı ile tamamen değişti.
Savaş sırasında komşu şehir Tkvarçeli’nin kuşatılması, Akarmara’nın dış dünya ile bağını kopardı ve kitlesel göçü başlattı. 2008 yılındaki Rusya-Gürcistan savaşı sonrası bölgedeki gerilimin tırmanması, geride kalan az sayıdaki nüfusun da büyük oranda kasabayı terk etmesine neden oldu.
ŞU AN İZOLE BİR BÖLGEDE YER ALIYOR
Akarmara, uluslararası toplumun büyük bir kısmı tarafından halen Gürcistan toprağı olarak kabul edilen ancak Rusya ve az sayıda ülke tarafından bağımsızlığı tanınan izole bir bölgede yer alıyor.