Muğla Milas’ta İkizköy Mahallesi’nde bulunan Akbelen Ormanı’nı korumak için canhıraş mücadele eden İkizköy Mahalle Muhtarı’nın Nejla Işık’ın kızı Esra Işık, 31 Mart’ta tutuklandı. Limak-IC İçtaş ortaklığındaki YK Enerji’nin, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine kömür ihtiyacını karşılamak için Akbelen Ormanı’nda çıkardığı acele kamulaştırma kararına tepki gösteren Esra Işık, Muğla Kapalı Cezaevi’nde kalıyordu.

Işık dün gerekçesi açıklanmadan İzmir Cezaevi’ne nakledildi. Esra’nın annesi Nejla Işık, “Bunun amacı ne olabilir? Çocuğumuza evladımıza ailemize yaptıkları yetmiyor mu? Cezaevinden aradılar şimdi bilgi verdiler, şaşkınız" diyebildi.

EYLEMLERİ ENGELLEMEK İÇİN'

Nejla Işık, şimdi kızını görebilmek için yaklaşık 200 kilometre uzaklıktaki cezaevine gitmek zorunda kalacak.

Esra Işık’ın avukatı Arif Ali Cangı, sürgünü SÖZCÜ’ye değerlendirdi. Esra’nın İzmir’e gönderilmesinin hukuki açıdan bir cezalandırma olduğunu belirten Cangı şöyle konuştu:

“Esra, Muğla’da kaldığı sürece cezaevi önünde yapılan basın açıklamaları ve eylemleri engellemeye yönelik bir adım olduğunu düşünüyoruz. Esra’nın en az bir ay tutuklu kalacağını ve acele kamulaştırma keşif çalışmaları sonuçlanana kadar serbest bırakılmayacağını düşünüyorum.”

Ankara çıkartması

Yaşam alanları madene kurban edilen, köyleri bir anda kamulaştırılan vatandaşlar, bugün Ankara'da AYM önünde buluşuyor. Vatan toprağını seven herkesten destek bekliyorlar.

Bitmeyen eziyet

Esra Işık, Akbelen'i savunurken defalarca kolluk kuvvetlerinin müdahalesine maruz kaldı. Tartaklandı, biber gazı yedi, tazyikli su sıkıldı. Şimdi de topraklarından uzaklaştırıldı.

Nejla Işık

Bu bir varoluş mücadelesi

İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık, tutuklanan kızı Esra Işık’a yönelik yapılan suçlamalara yanıt verdi. Işık, kızının, yapılan keşif sırasında söylediği sözlerin yargı mensuplarına yönelik olmadığını şirketlere olduğunu ifade ederek şunları paylaştı:

“Esra’nın isyanı; toprağının talan edilmesine tanıklık eden bir yaşam savunucusunun, doğasını korumaya çalışan bir evladın çığlığıdır. O sözlerin muhatabı bellidir. Bu sözler, doğayı kâr uğruna yok edenleredir. Kızım, bunu tüm samimiyetiyle dile getirmiştir. Bizim davamız bir yaşam, varoluş davasıdır. Kızımın en kısa sürede özgürlüğüne kavuşacağına, bizlere ve canından çok sevdiği köyüne döneceğine olan inancım tamdır.”