Uzmanlara göre geleneksel yapılardaki en büyük hata, zeminin donmuş toprağa çok yakın inşa edilmesi. Bu durum, soğuğun doğrudan yukarı yükselmesine ve ısıtma sistemlerinin sürekli tam kapasite çalışmasına neden oluyor. Norveç'te ise bu sorun, zeminin topraktan tamamen ısı yalıtımıyla ayrılması sayesinde çözülüyor.

Birçok ülkede zemine yalnızca 5 santimetrelik yalıtım uygulanırken, Norveç'te 20–30 santimetre kalınlığında ekstrüde polistiren köpük kullanılıyor. Suya dayanıklı ve uzun ömürlü olan bu malzeme, zemini binanın ısı kabuğunun ayrılmaz bir parçası haline getiriyor.

ZEMİN BÖYLE SICACIK KALIYOR

Norveç tipi sıcak zemin sistemi, çok katmanlı bir yapıdan oluşuyor. Süreç; zeminin hazırlanması, kum-çakıl karışımı, geotekstil ve grobeton uygulamasıyla başlıyor. Ardından nemin içeri girmesini engelleyen güçlü bir su yalıtımı yapılıyor.

Bu katmanın üzerine kalın bir ısı yalıtım tabakası yerleştiriliyor. Daha sonra düşük sıcaklıkta çalışan yerden ısıtma boruları döşeniyor ve donatılı şapla sabitleniyor. Sistemin kilit noktası ise ısıyı yukarı yönlendiren yansıtıcı özel bir altlık. Son katmanda ise seramik, dökme zemin ya da ısıyı iyi ileten özel ahşap türleri tercih ediliyor.

60-70 DERECE YERİNE 30-35 DERECE YETERLİ OLUYOR

Bu sayede evin sıcak kalması için su sıcaklığının 30–35 derece olması yeterli oluyor. Oysa yalıtımı zayıf binalarda bu değer 60–70 dereceye kadar çıkabiliyor.

İlk bakışta pahalı gibi görünen bu sistem, uzun vadede ciddi tasarruf sağlıyor. Yapılan hesaplamalara göre, Norveç tipi zemin yalıtımı sayesinde ısıtma giderleri yüzde 40 ila 60 oranında azalıyor. Başlangıç maliyeti yüksek olsa da, sistem 4–7 yıl içinde kendini amorti ediyor.

"TERMOS ETKİSİ" YARATARAK ISIYI HAPSEDİYOR

Bir diğer önemli avantaj ise enerji bağımsızlığı. "Termos etkisi" yaratan bu yapı sayesinde, ısıtma kesilse bile evin iç sıcaklığı günde yalnızca 1–2 derece düşüyor. Bu durum hem konforu hem de güvenliği artırıyor.

Uzmanlar, birçok ülkede inşaat aşamasında yalıtımdan tasarruf edilip yıllarca yüksek enerji faturaları ödendiğine dikkat çekiyor. İskandinav ülkelerinde ise konutun 20–30 yıllık toplam maliyeti hesaplanıyor ve ısı kaybı en kritik unsur olarak görülüyor.