Marsh ve CFA Institute iş birliğiyle hazırlanan 2026 Küresel Emeklilik Endeksi, dünya genelinde 55 emeklilik gelir sistemini karşılaştırarak ülkelerin mevcut durumunu ortaya koydu.
Emeklilik gelirlerinin yeterliliği, uzun vadeli sürdürülebilirlik ile sistemlerin yönetim ve koruma mekanizmalarının sağlamlığı olmak üzere üç temel başlık altında yapılan incelemede Türkiye, değerlendirilen 19 Avrupa ülkesi arasında genel sıralamanın son basamağında yer aldı.
Yalnızca mevcut gelirleri değil, gelecekteki aylıkları karşılama kapasitesini ve kurumsal yapıyı da ele alan raporda Türkiye, gelir yeterliliği ve finansman değerlendirmelerinde en düşük puanı alırken uzun vadeli sürdürülebilirlik göstergesinde de en geride kalan ülkelerden biri oldu.

ZİRVEDE DÖRDÜNCÜ KEZ HOLLANDA YER ALDI
Endekste 100 üzerinden 85,8 puan toplayan Hollanda, dünyanın en iyi emeklilik sistemine sahip ülkesi unvanını koruyarak üst üste dördüncü kez küresel sıralamanın zirvesine yerleşti. Hollanda'yı 84,1 puanla Danimarka ve 84 puanla İzlanda takip ederken, bu ülkelerin ardından İsveç, Finlandiya ve Norveç sıralandı.
Avrupa dışında Singapur, İsrail ve Avustralya da en yüksek not olan A kategorisinde yer buldu. Raporda Hollanda'nın devlet emekliliğiyle sunduğu asgari gelir, çalışanların büyük bölümünü kapsayan işyeri emeklilik mekanizmaları ve birikmiş emeklilik varlıkları öne çıkarıldı.
Listenin devamında İsviçre, Birleşik Krallık, Fransa, İrlanda, Belçika, Almanya, Portekiz ve Hırvatistan yer alırken; güçlü yönlerine rağmen eksiklikler ve riskler taşıdığı belirtilen İspanya, Polonya, İtalya ve Avusturya'nın ardından Türkiye 19 ülkelik Avrupa listesinin sonunda kaldı.
AVRUPA'NIN BÜYÜK EKONOMİLERİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RİSKİ
Araştırmada Avrupa'nın önde gelen ekonomilerindeki uzun vadeli finansman sorunlarına da dikkat çekildi. İspanya gelir yeterliliğinde 100 üzerinden 83 puan almasına karşın sürdürülebilirlikte 33 puanda kalırken, Fransa'nın yeterlilik puanı 85, sürdürülebilirlik puanı ise 49,3 olarak kayıtlara geçti.
Avusturya, İtalya ve İspanya'nın uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından kıtanın en kırılgan ülkeleri arasında gösterildiği raporda; yaşam süresinin uzaması ve azalan doğurganlık nedeniyle çalışan nüfusa kıyasla emekli sayısının artmasının primle işleyen sistemler üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğu vurgulandı.
REFORM ÇAĞRILARI VE ZORUNLU TEDBİR İHTİMALLERİ
Sistemlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla özel emeklilik kapsamının genişletilmesi, birikimlerin artırılması ve daha uzun süre çalışmanın teşvik edilmesi gibi öneriler gündeme getirildi.
Marsh Küresel Tanımlanmış Fayda Segment Lideri Graham Pearce, mevcut çalışanların primlerinin doğrudan mevcut emeklilere aktarıldığı fonlanmamış sistemlerde demografik dengesizliğin büyüdüğünü belirterek, emeklilik yaşının yükseltilmemesi veya fon oluşturulmaması halinde hükümetlerin emeklilik haklarının azaltılması gibi zorlayıcı kararlarla yüzleşebileceğini kaydetti.
Konuya ilişkin olarak Almanya Merkez Bankası Başkanı Joachim Nagel emeklilik yaşının 2031 sonrasında yaşam beklentisine endekslenebileceğini ve 2027 başında devreye girecek özel sistemin tek başına yetersiz kalacağını aktarırken, dönemin Fransa Merkez Bankası Başkanı François Villeroy de Galhau borçlanmanın faturasının gelecek nesillere çıkacağı uyarısında bulundu.
Avrupa Komisyonu da Eylül 2026'da yayımladığı çağrıyla, tamamlayıcı tasarrufların artırılmaması durumunda geniş kitlelerin gelirinde sert düşüşler yaşanabileceğini bildirdi.