Türkiye'nin, ABD'nin yetersiz kalan gemi inşa altyapısını destekleme yönündeki girişimleri, Ankara ile Washington arasındaki savunma ilişkilerinde bir dönüm noktası olarak tanımlandı.
Ankara'da düzenlenen NATO zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump ile görüşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Temmuz'da yaptığı açıklamada, gemi inşa sektörünü özel olarak ele aldıklarını ve hızlı adımlar atacaklarını belirterek iş birliğinin fırkateyn, korvet veya denizaltıları kapsayabileceğini ifade etti.
Ancak uzmanlar, kısa vadede fırkateyn veya uçak gemisi gibi büyük muharip gemilerin Türkiye'de inşası yerine; gemi bakımı, destek gemileri, parça üretimi veya ABD tersanelerine yönelik Türk yatırımlarının daha gerçekçi hedefler olduğunu değerlendiriyor.
2. Dünya Savaşı sonrasında küresel gemi üretiminin yaklaşık yüzde 90'ını gerçekleştiren ABD gemi inşa sektörü, zaman içinde daralma yaşadı.
TÜRKİYE'NİN ÜRETMESİ YASAK
Al-Monitor'e konuşan gemi mühendisi ve savunma analisti Kozan Selçuk Erkan, Trump'ın ABD içindeki istihdamı ve harcamaları artırmak istemesi nedeniyle ABD kamuoyunu ve kongre üyelerini Türkiye'de gemi üretilmesine ikna etmesinin zor olacağını ifade etti.
Türkiye gemileri üretebilecek kapasiteye sahip olsa bile bu gemilerin Türkiye'de üretilmesi ABD yasaları tarafından engelleniyor.
Erkan'a göre Türkiye için en gerçekçi fırsat, daha önce Pakistan Donanması için üretilen PNS Moawin gibi lojistik destek ve ikmal gemilerinin inşasında yatıyor.
Devlet kontrolündeki savunma mühendisliği firması STM, Portekiz ile de Aralık 2024'te iki adet lojistik destek gemisi için sözleşme imzalamış ve bu gemilerin inşasına Ocak ve Haziran aylarında başlanmıştı.
Bir Türk savunma sanayisi yetkilisi, Türkiye'nin her türlü gemiyi tasarlama ve üretme kapasitesine sahip olduğunu belirterek ABD ile yapılacak bir iş birliğinin Türkiye'ye doğrudan büyük bir kazanç sağlayıp sağlamayacağı konusunda çekincelerini dile getirdi.
NEDEN TÜRKİYE?
Günümüzde ABD askeri tersaneleri; yaşlanan tesisler, nitelikli iş gücü eksikliği ve tedarik zincirindeki aksamalar nedeniyle savaş gemileri ile denizaltıları zamanında ve bütçeye uygun teslim etmekte zorlanıyor.
Washington merkezli bağımsız araştırma kuruluşu Center for Naval Analyses'ın Mart 2026 raporuna göre, ABD tersaneleri yılda sadece 5 ila 6 savaş gemisi ve denizaltıyı denize indirebilirken, bu projeler çoğunlukla bütçeyi aşıyor ve gecikiyor.
Buna karşılık Çin, yılda 100'den fazla savaş gemisi ve 1.700'ün üzerinde açık deniz gemisi üretiyor.
ABD, yerli üretimi canlandırmak amacıyla 2024 yılında Güney Koreli Hanwha ve İtalyan Fincantieri şirketlerinin ABD tersanelerini satın almasına izin vermişti.
Türkiye ise yılda 50 ila 85 ticari gemi ve yaklaşık 10 savaş gemisi ile denizaltı üretiyor. Defence Turk verilerine göre, şu anda büyük çoğunluğu Türk Deniz Kuvvetleri için olmak üzere yaklaşık 50 askeri geminin inşası devam ediyor.
TÜRKİYE NE KAZANABİLİR?
Türk savunma sanayisi yetkilisi, Washington ile kurulacak yakın denizcilik iş birliğinin, Türkiye'nin yerli uçak gemisi ve nükleer enerjili denizaltı projeleri için uzun menzilli deniz kuvvetleri operasyonlarına yönelik kurumsal ve teknik bilgi birikimi edinmesine katkı sağlayabileceğini belirtti.
Türkiye, nükleer denizaltılara olan ilgisini Mayıs 2025'te kamuoyuyla paylaşmış, Savunma Bakanı Yaşar Güler de Nisan ayında ön tasarım ve fizibilite çalışmalarının başladığını duyurmuştu.
Ayrıca, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) 2026 raporuna göre savunma ihracatını 2011'deki 1 milyar dolardan 2025'te 10 milyar doların üzerine çıkaran Türkiye, ABD ile iş birliği sayesinde küresel satışlarını artıracak bir prestij elde edebilir.
S-400 SORUSU BURADA DA BAŞ GÖSTERDİ
İki ülke arasındaki denizcilik ortaklığının önünde bazı kronik siyasi ve ekonomik engeller bulunuyor.
ABD, 2019 yılında Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın alması nedeniyle Ankara'ya yaptırımlar uygulamış ve Türkiye'yi F-35 programından çıkarmıştı.
Trump, 8 Temmuz'daki Ankara ziyareti sırasında yaptırımların kaldırılacağını açıklasa da bu konu ABD yasaları gereği halen S-400 sistemine bağlı durumda bulunuyor.
Diğer yandan, yüksek enflasyon, artan borçlanma maliyetleri ve uygun maliyetli uzun vadeli sermayeye erişim kısıtlamaları yaşayan Türk şirketleri için finansman sorunları da bir diğer engel teşkil ediyor.
Güney Koreli Hanwha'nın Philly Tersanesi'ne yapacağı 5 milyar dolarlık yatırımın bir kısmı JPMorgan Chase tarafından finanse edilirken, Türk şirketlerinin benzer bir uluslararası finansal destek bulup bulamayacağı henüz netlik kazanmış değil.
Ayrıca, NATO zirvesi marjında Trump'ın Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung ile de gemi inşasında ortaklıkları görüşmesi, sektördeki rekabetin çetin geçeceğini gösteriyor.