Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
"PARTİMİZİ YENİ KATILIMLARLA BÜYÜTMEYE DEVAM EDİYORUZ"
Erdoğan, yeni katılımlara dikkati çekerek şunları söyledi:
-Kavgaların, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz.
-Sevgili kardeşlerim, değerli yol arkadaşlarım. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Türkiye siyasetine kazandırdığımız seviye, bilhassa böyle zamanlarda kendini daha fazla hissettiriyor. İç politikadan dış politikaya her alanda partimiz ve ittifakımızla diğerleri arasındaki ufuk ve anlayış farkı giderek daha fazla berraklaşıyor. Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hâkimken biz, uyum içinde, ittifak olarak dayanışma içerisinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz.
"CHP'DE NE ARARSAN VAR
Konuşmasında CHP'yi hedef alan Erdoğan, şunları söyledi:
-Sabahın 9'unda gelip salon işgal edenimi ararsın; birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenlerimi ararsın; dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanlarımı ararsın; dün halkın kahramanı ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanlarımı ararsın... Tekmili birden mevcut. Çerçi dükkanı gibi yok yok. Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet... Ne ararsan hepsi var.
'MUTLAK BUTLAN' KRİZİ
-Değerli kardeşlerim, kuşkusuz her siyasi parti kendinden sorumludur. Biz başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmeyiz. Rakiplerimizin kendi içinde ne yaptıkları, birbirlerine ne dedikleri, partilerini neye çevirdikleri bizi alakadar etmez. Tartışmayı sokaklara ve Meclis koridorlarına taşımadıkları sürece biz bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz. Ama bir partinin iç meselesi bu yüce çatının ve demokrasimizin meselesi hâline getirilmeye çalışılırsa elbette kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde aynen buna evrilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır.
*-Lafa gelince 'Cumhuriyeti biz kurduk' diyen, Atatürk'ün partisi olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor.
-Çok başlılık muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Açık söyleyeyim, biz bu durumun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz. Bizim duruşumuz ilk günden beri bellidir. İktidarı denetleme görevini layıkıyla ifa eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim cüzüdür. Vesayet altındaki bir muhalefet demokrasimiz için ne kadar tehlikeliyse, toplumdan kopuk, tamamen kendi iç gündemine sıkışmış, politika ve değer üretemeyen bir muhalefet de aynı ölçüde risklidir.
-Tekrar bir Yenikapı ruhu aranıyorsa, bunun vücut bulması gereken zemin Terörsüz Türkiye sürecidir. Siyaset kurumu, tıpkı milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi Komisyonu çalışmalarında olduğu gibi farklılıklarını bir yana koymalı, sürece destek olmalı, bu meselenin gündeminden çıkması için yük almalıdır. Biz ittifak ve iktidar olarak iradeyse kararlılıksa kararlılık, uzlaşıysa uzlaşı, cesaretse cesaret, fazlasıyla yaptık yapıyoruz. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun, yolumuz bahtımız açık olsun diyorum."