Tarih, bazen tozlu raflardan inip bugüne ayna tutan bir belgeyle karşımıza çıkar. 1810 yılında, Napolyon savaşlarının yıkımı altındaki Prusya'da yazılmış bir mektup, tam da bunu yapıyor. 17 Mart 1810 tarihinde Potsdam'daki Brandenburg hükümeti tarafından yerel bir okul denetçisine gönderilen mektup, bir eğitim sisteminin iflasını belgeliyor. Devlet hazinesinin boş olduğu bir dönemde yazılan raporda, köy okulunun "içler acısı" durumundan yakınılıyor.
Hükümetin talebi ise oldukça trajikomik:
"Okul öğretmeni çocuklara doğru dürüst ders verecek beceriye sahip değil. Bu yüzden, en azından çocukların kendi başlarına bir şeyler öğrenebilmesi için okula büyük bir kara tahta, yazı tahtaları ve daha iyi ders kitapları gönderilmeli."
Mektupta ayrıca, sınıfın ısıtılması masrafının (yakacak odun) kim tarafından karşılanacağı konusunda belediye ve müdürün anlaşması gerektiği vurgulanıyor.
TARİHÇİLER UYARIYOR: "SORUNLAR BENZER AMA AYNI DEĞİL"
Peki, 1810'un Prusya'sı ile 2026'nın dünyası gerçekten aynı mı? Eğitim tarihçileri aceleci genellemelere karşı uyarıyor.
Berlin Humboldt Üniversitesi'nden Prof. Marcelo Caruos, "Algı yanlış değil, paralellikler var ama bağlam çok farklı" diyor. Hamburg Üniversitesi'nden Prof. Ingrid Lohmann ise o dönemin gerçekliğini şöyle açıklıyor:
"1810'da gördüğünüz o 'yetersiz öğretmenler' genellikle eğitim almamış, savaştan dönen yaralı askerler veya işsiz zanaatkarlardı. Bugünkü öğretmenlerin durumuyla kıyaslanamaz."
DEVLET İSTERSE DEĞİŞTİRİR
Tarihçi Lohmann'a göre bu mektup, sadece bir şikayet değil, aynı zamanda "devlet politikasının başlangıcı". Çünkü Prusya devleti o dönemki bu "acı" tabloyu değiştirmek için büyük yatırımlar yaptı ve 19. yüzyılın sonunda dünya çapında örnek gösterilen bir kamu okulu sistemi kurmayı başardı.
Uzmanların günümüze mesajı net: "Eğer devlet, eğitimi gerçekten bir sorumluluk olarak görürse, sistemi temelden ve kalıcı olarak iyileştirebilir."